Haber Detayı
28 Eylül 2020 - Pazartesi 12:13
 
AK PARTİ SİLİVRİ İLÇE BAŞKANI MUTLU BOZOĞLU SİLİVRİ ÖZEL HABER’E KONUŞTU
Silivri Özel Haber’de haftanın konuğu AK Parti Silivri İlçe Başkanı Mutlu Bozoğlu oldu.
SİYASET Haberi
AK PARTİ SİLİVRİ İLÇE BAŞKANI MUTLU BOZOĞLU SİLİVRİ ÖZEL HABER’E KONUŞTU

İmtiyaz Sahibimiz Fatma Sarıbıyık Yıldırım’ın sorularına yanıtlayan Başkan Bozoğlu, Silivri siyasetinin dününde yaşananları, gündemdeki konuları ve özel hayatına dair bilinmeyenleri anlattı.

 

“İŞİ ÖRTEN DEĞİL, PROBLEMİN ÇÖZÜME KAVUŞMASI İÇİN ÜSTÜNE GİDEN BİRİYİM”

Fatma Sarıbıyık Yldırım: Başkanım biz sizi tanıyoruz, Silivri’de sizi tanıyor, buranın evladısınız ama ilçemizde yeni yetişen gençler olsun, yeni gelen memurlar olsun, yeni taşınan vatandaşlarımız olsun, onlarında sizi tanıyabilmeleri için ilk önce Mutlu Bozoğlu kimdir diyerek röportajımıza başlamak istiyorum. Kısacası Mutlu Bozoğlu kimdir?

Mutlu Bozoğlu: Hamasi nutuk atmak istemiyorum burada. Mutlu Bozoğlu 1983 yılında sürekli, söylemekten gurur duyduğum, onur duyduğum ve keyif aldığım Silivri’nin en şirin beldelerinden bir tanesi olan Selimpaşa’da doğmuş, orda büyümüş, ilkokul, ortaokul eğitimini orda almış, ardından da Ticaret Lisesi eğitimi için Kumburgaz’da okumuş, onun ardından da Yerel Yönetimler okumaya devam eden, Silivrili hemşerilerinin bir kardeşi. Mutlu Bozoğlu şen şakrak, sürekli, kahkahayla, gülücükle hayatını sürdürmeye çalışan, en stresli anda dahi bunu bir şekilde yenmek adına sürekli bu işi örten değil, stresin üstüne giden, sorunun üstüne giden, problemin çözüm noktasında üstüne giden biri.

“TOPRAK İNSAN DOĞURMAZ, ANALAR İNSAN DOĞURUR”

 Bir kere her şeyi bir kenara koyum biz işe şuradan bakmalıyız. Biz ne kadar Silivriliyiz. Burada doğmak, burada büyümek, burada ölmek bizi Silivrili yapmaz. Çünkü toprak insan doğurmaz, analar insan doğurur. Ülkemin hangi karış toprağında doğarsak doğalım bizim nereli olduğumuz, nereli histiğimiz önemli bu bir. İkincisi nerede doğarsak doğalım bulunduğumuz yere, htiğimiz yere ne kadar hizmet ettiğimiz, ne kadar hizmet etmek aşkı olduğu önemli. Eğer ki biz bu aşkla yaşıyorsak, nereye hizmet etmek istiyorsak biz oralıyız demektir. Ben Silivri’ye hizmet etmek istiyorum ve ben Silivriliyim. Bunu bence her siyasetçi, her Silivri’ye hizmet etmek isteyen kişi muhtemel ihtimal böyle düşünüyordur diye tahmin ediyorum. Bu düşünce ne kadar fazla heyecan duyuruyorsa insan o kadar fazla hizmet ediyor zaten. Yani ne kadar Silivrilisiysen, kendini ne kadar Silivrili hissediyorsan işte o kadar daha fazla hizmet ediyorsun. Hizmet etmek için de mücadele ediyorsun.

“BİR EVLAT YAPTIKLARINI ANNE BABASININ GÖZÜNE SOKAMAZ, SOKMAMALI!”

Ben Silivri’nin evladıyım diyorum ya, Bozoğlu sülalesinin evladıyım demiyorum be Silivri’nin evladıyım diyorum ya, Silivri’nin evladı olduğum için de Silivri’ye daha fazla hizmet edebilmek için mücadele ediyorum.  Bir evlat yaptığını ettiğini, çalıştığını çabaladığını ikide birde babasının gözüne sokamaz, sokmamalı. Annesinin gözüne sokamaz, sokmamalı. İşte bende Silivri’nin evladı olduğum için ikide bir yaptığımı ettiğimi Silivri’nin, Silivri halkının gözüne sokmak yerine balık bilmezse Hâlik bilir mantığıyla bu işi yapıp edip önümdeki projeleri ve daha fazlasını nasıl yapabilirim, daha fazla hizmet buraya nasıl getirebilirim, yarın öbür gün oğlumun ya da torunumun elinden tuttuğum zaman bak bu… bu… hizmetlerde naçizane ufacıkta olsa benimde katkım var diyebilmek için bu eserleri, bu yapıları, Silivri’ye yapılabilecek olan hizmetleri arttırmak için mücadele eden Silivri evladı Mutlu Bozoğlu’yum.

“İYİ BİR YARIŞÇIYIM”

Diğer taraftan bakacak olursak benim farklı bir yanım da var. Ben doğa sporlarının içerisinden gelen, özelliklede doğa sporlarının içerisinde yer alan motor sporları yapan biriyim. Benim bu yanımı çok kişi bilmiyor. Ben aslında eski bir yarış motorcusuyum. Yarış motoru kullanan biriyim ve aynı zamanda bu yarış motorlarında drag denilen 0-400 metre bir yarış şekli var. Bu yarış şeklinde birinciliklerim var, kupalarım var. Silivri halkı bunu çok fazla bilmiyor.

“DOĞA TUTKUNUYUM VE EVLATLARIMA DA DOĞA SEVGİSİNİ AŞILAMAYA ÇALIŞIYORUM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Vallahi bizde bu yönünüzü bilmiyorduk başkanım. Zannedersem rahmetli Bayram Üstündağ’ın anısına düzenlenen bir programa motosiklet ile katıldınız. Biz de o zaman hem şaşırmıştık, hem de bu yönünüzün de olduğunu öğrenmiştik.  

Mutlu Bozoğlu: Ben Bayram abi diyeceğim. Ben onu çok severdim.  Her zaman konuşur, dertleşirdik. Allah rahmet eylesin Bayram abi ilk motorunu almadan önce ve aldıktan sonra sürekli benle istişare ederdi. Benim bu yönümü bilirdi ve bu konu üstüne çok görüşmüşlüğümüz konuşmuşluğumuz vardır.   Artı şöyle bir olayda var, ben off-road yani bu engelli parkur, çamur olan parkurlarda çok güçlü araçlarla bu parkurları gezen, normal vasıtaların çıkamayacağı yerlere çıkan vasıtalarla bu off-road’ı yapanda birisiyim. Böyle bir merakım var. Özellikle Silivri’nin birçok yerinde, birçok  alanında kamp yapan, çadır kuran, ilçe başkanlığı dahilinde de bunu devam ettirmeye çalışan, kendi evladıma da hem doğa sevgisini, hem de bunu aşılamak adına zaman zaman bunu yapmaya çalışan bir kardeşinizim.

“DUYGULARINI YİTİRMİŞ SİYASETÇİ MAKİNEYE DÖNÜŞÜR”

Sonuç itibariyle siyasetçi bir makine değil. Bu çok önemli. Siyasetçi makine değil. Siyasetçi herkes gibi, her insanoğlu gibi nefes alan, yaşayan, birtakım sorumlulukları olan bir insan evladı. O sebeple bizimde duygularımız var, bizimde düşüncelerimiz var, bizimde gözyaşlarımızın olduğu günler var, bizimde güldüğümüz günler var, ama gülerken içimizin kan ağladığı günler de var. o sebeple biz siyasetçiler olarak empati yapabilmek istiyor isek o kendi benliğimizi ve kişiliğimizi içimizden hiçbir zaman çıkartmamalıyız. Ne zaman ki siyasetçi benliğini ve kişiliğini içinden çıkartıyor işte o zaman siyasetçi makineye dönüşüyor. Makineye dönüşen siyasetçiden de ne kendine, ne ailesine, ne çevresine, nede hizmet ettiği bölgeye bir fayda geleceğini ben düşünmüyorum. Yani duyularını yitirmiş siyasetçi makineye dönüşür. Çünkü bir makinenin yaptığı işte duygu yoktur. Yaptığın herhangi bir şeyde duyguyu yükleyemiyorsan o sadece beton kalıptan, demir kalıptan veya ona benzer şeyden öteye gitmez. Yaptığın işe duygu yüklemek öneli. Hanı hep diyoruz ya Silivri ruhu veya Silivri’nin heyecanı, veya Silivri’nin duygusu diye.  Bunu yüklemeliyiz. Biz bunu kabul etmeliyiz. Biz büyük projeleri düşünmeliyiz. 

“BEN DÜN İLE BUGÜNÜ HİÇBİR ZAMAN UNUTMAM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Göreve geldiğiniz de bir genel seçim, bir yerel seçim atlattınız. Üstüne bir de pandemi olayı girdi ve hala pandemi devam ediyor. Bu süreye kadar kimseye konuşmadınız, kimseye röportaj vermediniz.  Öncelikle bu hakkınızı, Silivri Özel Haberden, yani Fatma Sarıbıyık Yıldırım’dan yana kullandığınız için çok teşekkür ederim. Soruma gelecek olursam…

Mutlu Bozoğlu: Ben hemen buna cevap verebilir miyim?

 

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Tabi ki…

Mutlu Bozoğlu: Şimdi bir kere özellikle röportaj için ben çok teşekkür ediyorum. Bu sizin şahsınızdan ziyade biz kendimizi ifade etmek adına böyle bir röportajla karşı karşıya kalmak ve bu röportajı yapmak için değerli olduğumuzu göstermiş olduğunuzdan dolayı bir kere ben özellikle size çok çok teşekkür ediyorum.  Bu çok önemli, bu bir. İkincisi, Silivri’de bir sürü meslektaşınız var, beraber çalıştığınız iş arkadaşlarınız var fakat şöyle bir durum var, ben dün ile bugünü hiçbir zaman unutmam. Ben şuna bakıyorum; siyasette çok evvelinde olduğu dönemden bugüne kadar ben Fatma Sarıbıyık Yıldırım’ı hep yanımda gördüm. Şöyle ki,  tabi ki bütün gazeteci arkadaşlarımız değerli, hiçbirine hiçbir şekilde bir şey diyemem, bir tanesi hariç. Onu özellikle yazabilirsin. O haddini aşmaktan öteye gitmeyen ve tamamen mesnetsiz ilişkiler üzerine kurulu bir yaşamı, hayatı olan biri. O da Silivri’ye ciddi manada daha önceden zarar veren isimler gibi zarar vermeye devam ediyor. Ama Silivri bunu görüyor, anlıyor. Gün geçtikçe de daha iyi anlayacağını umuyorum ve biliyorum da zaten.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Özellikle 31 Mart 2019 Seçimlerinden sonra hiçbir şekilde basın mensuplarıyla bir araya gelmediniz ve hiçbir basın mensubuna konuşmadınız buna bende dahilim. Evet zaman zaman basın açıklamalarınız oldu. Bu röportaj aslında kamuoyunun merakla beklediği bir röportaj.

Mutlu Bozoğlu: Bombayı patlattım diyorsunuz. 

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Evet…

“HAYATIM BOYUNCA HİÇ HİSSETMEDİĞİM KADAR KENDİMİ SORUMLULUK SAHİBİ HİSSETTİM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Siz 8 Nisan 2018 tarihinde ilçe başkanlığı görevine atandınız. Göreve atandığınız da ne htiniz? Bunu bütün detaylarıyla bizimle ve kamuoyu ile paylaşır mısınız?

Mutlu Bozoğlu: 8 Nisan tarihinden önce yanılmıyorsam 2 Nisan tarihinde bana ilçe başkanlığı görevi tebliğ edilmişti. Tebliğ edildikten sonra 6 günlük bir süre vardı ve 6 gün içerisinde bir yönetim kurmamız gerekiyordu. Onun öncesinde ilçe başkanlığıyla alakalı en yakın dostlarım bilir ki, ilçe başkanlığıyla ilgili ne bir iddiam, ne bir isteğim, ne de bir talebim vardı. Çünkü ben AK Partinin mutfağından gelen bir kardeşinizim. AK Parti mutfağının içerinizde görev istenmez verilir. Bu görevin bize tebliğ edilmesi tabi ki bizi çok mutlu etti, ama bir yandan da ben hayatım boyunca hiç hmediğim kadar kendimi sorumluluk sahibi htim. Ve muazzam derecede üşünce içerisine girdim. 

“6 GÜN İÇİNDE YÖNETİMİ KURDUK, 3 AY SONRA SEÇİME GİRDİK”

Bir kere şunu söyleyeyim; beklenti çok yüksek, herkesi memnun etmeniz gerekiyor ve 6 gününüz var. Bu 6 gün içerisinde de öyle bir ekip kurmalısınız ki, bu ekip 2019’da, yani 1 yıl içerisinde Silivri belediyesini kazanacak ekip olmalı. Artı o zaman biliyorsunuz 24 Haziran seçimi diye bir şey yoktu. Sonradan alınan bir karardı. Biz önümüzde bir yılımız var, yönetim kurulu üyelerimizle birlikte bir yıllık planımızı yaparız 2019’daki seçimlere hazırlanırız planını yaparken, 24 Haziran yeni olmuş olan bir ilçe yönetimine 3 ay sonra seçim var denildi. Tam ilçe başkanlığıyla alakalı hayırlı olsun ziyaretleri bitti ki, Milletvekili Aday Adayları gelmeye başladı. Temayül noktasında biz onları destekleyelim diye aday adaylarının ziyaretleri başladı.  Böyle bir süreci yönettik.

“2019 SEÇİMLERİNİN PROVASINI 24 HAZİRAN’DA YAPTIK”

Seçim öncesinde hem Ramazan ayının olması, hemen ardından da 24 Haziran seçiminin olması bizim çok hızlı bir şekilde sahaya girmemize, aktif olmamıza, aslında bir nebzede sahaya daha fazla çıkmamıza, daha fazla hakim olmamıza sebebiyet verdi. Şöyle de bir şey var; 24 Haziran iyi ki oldu.24 Haziran seçimi Mutlu Bozoğlu ve AK Parti Silivri İlçe Başkanlığı açısından iyi ki oldu.  Niye iyi oldu. Çünkü 2019 seçimlerinin provasını biz 24 Haziran’da yaptık.  Eksiğimizi gediğimiz, yapmamız gerekeni, yapılacak olanı, hazırlıklarımızın tamamını orda gördük.

“KONGREDE VERDİĞİMİZ SÖZÜ ALLAH’IN İZNİYLE YERİNE GETİRDİK”

24 Haziran seçimlerinin hemen ardından hızlı bir şekilde teşkilatımıza teşekkür ettik ve onun hemen ardından da biz 2019 yerel seçimlerine hazırlandık. Çünkü Silivri halkı çok iyi bilir ki,  kongre günü bir sözümüz vardı,  Silivri belediyesini kazanmaktı. Elhamdülillah Allah nasip etti ve o sözümüzü yerine getirdik. Tabi Ak Parti camiası ve Silivri halkı bunu destekledi ve onayladı. Bu tek başına olacak bir iş değil kesinlikle. Yani bunu tek başına ben yaptım deme şansınız asla ve katiyen yok. Bir kere o net.

“SİLİVRİ BELEDİYESİNE AK SANCAĞI CUMHUR İTİFAKI ADAYIMIZ VOLKAN YILMAZ İLE BİRLİKTE ASTIK”

O zaman bir söz vermiştik Silivri belediyesine Ak Parti burcunu, Ak Parti bayrağını, Ak sancağımızı asacağız diye. Evet, biz yerel seçimde yine elimizden gelenin en iyisini yaparak bu Ak sancağı Cumhur İttifakı olarak oraya astık. Cumhur İttifakı olarak, Cumhur İttifakı adayı Volkan Yılmaz’ı belediye başkanı yaparak o sancağı oraya astık. O ateşken gömleğin de Volkan Yılmaz’a giydirilmesi noktasında elimizden geleni yaptık.          

“RIFAT KUTLU BAŞKANIMA VE BİRLİKTE GÖREV YAPTIĞIMIZ ARKADAŞLARIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Atanmanızın ardından bir kongre süreci de atlattınız. Bu kongre sürecinin Mega Saray’da dostluk havasında geçti. O partinizin kongrede üst düzey yöneticiler de oradaydı. Ve bir önceki dönem ilçe başkanınız Rıfat Kutlu’da o kongre de hazır bulunmuştu, kongre salonunu da çok iyi hazırlamıştı. Bu kongreyle izlenimleriniz neler ve siz o kongreyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Bozoğlu: O kongre dillere destan bir kongreydi. Bizden önceki arkadaşlara özellikle çok teşekkür ediyorum. Bu çok önemli. Şöyle; bizde kongreler düğün, bayram ve şenlik havasında geçer. Ak Partinin bu özelliğidir. Aynı zamanda da görevi devreden ilçe başkanımız, il başkanımız veya genel merkez teşkilat başkanlarımız bu tip görevleri kongreleri hazırlarken kendi namusu olarak, kendi düğünü olarak, kendi şenliği olarak bu işi görür ve en ince ayrıntısına kadar da bunu düşür, en iyisini yapmaya çalışır. Bunda da gerçekten hem Rıfat başkanım, hem de Rıfat başkanımın o dönemde beraber görev aldığı çalışma arkadaşlarına, eski yönetici demiyorum çünkü bizde seki yönetici diye bir şey olmaz, ben hepsine çok teşekkür ediyorum. Geçmiş dönemdeki arkadaşlarımız çok güzel bir şenlik yaptılar. Aslında bu kongre Mutlu Bozoğlu’nun kongresi değil, Rıfat Kutlu Başkanımızın kongresiydi.  Rıfat başkanımızın orada emekleri, çalışmaları, mücadeleleri vardı. Ben bir kez daha buradan Rıfat başkanımıza ve birlikte görev aldığı, çalıştığı ekibine emekleri için çok teşekkür ediyorum.

“BU İŞİN MUTFAĞININ GENÇLİK KOLLARI OLDUĞUNU HERKES BİLİR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Dikkatimi çeken diğer bir hususta şu başkanım. 2 dönemdir gençlik kolları tandanslı ilçe başkanı seçiliyor partinizde. Zira Rıfat Kutlu geçmişte gençlik kolları başkanıydı. Siz de gençlik kollarında bulundunuz ve kontenjandan meclis üyeliği görevi aldınız. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Bozoğlu: Ak Parti gençlik kollarının içerisinden bir tek Rıfat Kutlu ve Mutlu Bozoğlu’na görev vermekten ziyade, Ak Parti kadınlara da çok fazla görev verir. AK Parti onlara da çok fazla değer verir. Ak Partinin hem kadın, hem genç, hem de demografik yapı üzerinden yapmış olduğu uygulama diğer birçok siyasi partinin uygulamalarına benzemez.   Ak Partinin kazanma sebeplerinden bir tanesi de budur. Şu an genel başkan yardımcımız gençlik kollarından gelen, genel merkez teşkilat başkanımız gençlik kollarından gele, birçok ilde sorumlu olan milletvekillerimiz gençlik kollarından gelen isimlerdir. Bu da alttan gelen gençliğin önünde hedef görebileceği, önünde heyecan duyabileceği, önünde örnek görebileceği isimlerle dolu olduğundan dolayı, bu işin mutfağının gençlik kolları olduğunu herkes bilir. Yani Ak Parti sevdalısı, Ak Parti gönüllüsü, Ak Parti davadaşı olan kişiler gençlik kollarının bu işin vicdanı, bu işin mutfağı olduğunu bilir ve bu mutfaktan yetişenler de gerçekten ciddi manada siyasete büyük katkı sunan isimlerdir. Yine söylüyorum; hiçbir siyasi parti yoktur ki, gençlik kollarından yetişen kişi Genel Merkez Teşkilat Başkanı olsun. Hiçbir teşkilat yoktur ki, Genel Başkan Yardımcısı olsun. Yani Ak Parti bu konuda çok önemlidir.

“AK PARTİ’NİN GENÇLERE VE KADINLARA VERDİĞİ DEĞERİ MUHALEFET PARTİSİNİN MECLİS LİSTESİNE BAKARAK GÖREBİLİRSİNİZ”

Bugün Silivri Belediyesi Meclisine baktığınız zaman AK Parti’nin meclis üyelerinde ki kadın sayısına ve gençlerin sayısına bakıp ta, muhalefette olan siyasi partinin meclis üyelerine baktığınız da kadına verilen değeri meclis listesinde görebilirsiniz. Gençlere verilen değeri de oradan görebilirsiniz. Mesleki anlamda doluluk noktasında olan durumu da oradan görebilirsiniz. Yani Ak Parti neden kazanıyor, nasıl kazanıyor sorusunun en büyük cevaplarından bir tanesi budur. Ak Parti tabanının sesini dinler, Ak Parti kendi içinde mutfağında yetiştiren gençlere inanır, güvenir, onlara görev verir ve bu görevlerin neticesinde de başarıyı elde eder. 

“AK PARTİ YARIN SEÇİM VARMIŞ GİBİ HAZIRLIKLARINI YAPAR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım:  Başkanım az özce siz biraz bahsettiniz 24 Haziran’dan ama benim ona özel bir sorum var. Siz daha koltuğunuza oturmadan erken genel seçimi kararı alındı. 24 Haziran 2018 seçimiydi. Bu kararı ilk duyduğunuz da neler hiniz ve 24 Haziran Seçimlerine nasıl hazırlandınız?  

Mutlu Bozoğlu: Çok güzel bir soru. 24 Haziran seçiminin kararı kongreden 15-20 gün sonra alındı. Söylentisi vardı, fakat 15-20 gün sonra alındı. 15-20 gün sonra karar alınmasının ardından biz hemen hızlı bir şekilde çalışmalarımıza başladık. Ak Partinin şöyle bir özelliği vardır; Ak Parti yarın seçim varmış gibi hazırlıklarını yapar. Bu çok önemli. Biz de hemen hazırlıklarımıza başladık. Bizim ilçemizin içerisinde birimler vardır. Birimleri harekete geçirdik ve herkes görevini yapmaya başladı. Genel seçim olması hasebiyle, yani yerel seçim gibi bir hengâmeyle karşı karşıya kalınmaz genel seçimde. Bir kere bu nettir. Milletvekili aday adayları geldi, sonra belli olduktan sonra adaylar gelmeye başladı ve adaylarla beraber biz sahaya çıktık. O zaman hem hâlihazırda bulunan yönetimimiz, hem geçmiş dönemde yönetimde olan,  siyaseten bize destek olan, olmak isteyen erklerin tamamıyla beraber sahaya çıktık ve 24 Haziran’la alakalı bir mücadele gerçekleştirdik. Yine dediğim gibi Milletvekillerimiz, Bakanlarımız, Bakan Yarımcılarımız, Adaylarımız, Aday adaylarımızla beraber sahaya girdik ve sahada kendimi elimizden geldiğince anlattık, anlatmaya da çalıştık.  Bu şekilde 24 Haziran sürecini sonuçlandırmış olduk. 

“CEZAEVİ’NDEKİLER SİLİVRİ’DEKİ HİZMETİ DÜŞÜNEREK DEĞİL, KENDİ DURUMUNU DÜŞÜNEREK OY KULLANDI”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Kongre ve 24 Haziran seçimleri arasın da çok kısa bir süre vardı. Bu kısa süreye rağmen zamanı efektif olarak yönettiniz, çok aktif olarak yönettiniz. Zira bu sonuçlara da yansıdı. CHP’li bir belediyenin olduğu ilçede sandıktan birinci çıkan CHP’den fark sadece yüzde 1 veya 2. Neredeyse bir sandıktı. Sayı olarak bakıldığında fark 1431 oy farkı çıkıyor. Zira bunun içinde Cezaevi de vardı. Bu perfektiften bakıldığında sonuçları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Bozoğlu: Cezaevi genel seçimle alakalı kendi anayasal hakları olması asabiyle oy ulanma noktasında belki hizmet düşüncesinde değil, fakat iktidarda ki hükümete kin, nefret gibi duygularla hizmet anlayışı olmaksızın, hizmet anlayışından yoksun bir şekilde oyla karşı karşıya kalıyorsunuz. Bir kere Cezaevinde öyle bir durum var Silivri’nin. Cezaevinde ki buranın hangi belediyede olduğunu, hangi partide olduğunu sorgulamaz. O yaşamış olduğu durumla, olayla alakalı kimi suçlar, kimi suçlamaz o ona göre hareket eder. Cezaevini de sorduğunuz için söylüyorum. Cezaevi’ndeki Silivri’deki hizmeti düşünerek oy kullanmadı, kendi durumunu göz önünde bulundurarak oy kullandı.

“BİZ ALIN TERİMİZİ AKITTIK, VATANDAŞ TAKDİR ETTİ”

Sorunuza gelecek olursak, o oyu biz almadık. O oyu vatandaş verdi, vatandaş takdir görerek verdi. Biz teşkilat olarak sadece akıtmamız gereken son damla ter varsa onu akıtmak için mücadele ettik. Mücadelenin sonucunda da hem genel merkezimizin yürütmüş olduğu siyaset,  bakın burası çok önemli, kendimize bunu mahal edemeyiz. Hem genel merkezin yürütmüş olduğu siyaset, hem de bizim teşkilatımızın tamamımızın sahaya inip yaptıklarımız vatandaşımıza, halkımıza anlatarak çalışmalarımız gerçekleştirdik.

“ZAMANI İYİ YÖNETEBİLME ADINA REYZİNG YAPTIK”

Yalnız burada bir konuyu atlıyoruz. Benim söyleşinin başında söylediğim bir şey vardı. Benim motor sporları duygum vardı. Reyzing  Motor demiştik. Reyzing aslında yarış demek, sürat demek. Biz zamanı yönetebilme adına bundan faydalandık, geçmişten faydalandık diyebilirim. Çünkü anlık karar vermeniz gerekir. Yani şöyle; Normal bir vatandaş günde 1 ya da iki, maksimum 5 tane konuyla alakalı karar vermesi gerekir. Fakat bir yönetici çok daha fazla konuyla alakalı karar vermesi gerekir ve bunu çok hızlı yapmalıdır. Verdiğimiz kararların içerisinde başarılı olduklarımız da vardır, başarısız olduklarımız da vardır. Ya da doğru olanlar da vardır, yanlış olanlar da vardır. Ama bu anlık gelişen işlerdir. Anlık gelişen işlerde bir yönetici en çok vermiş olduğu kararda, en doğru karar verirse o kadar başarılıdır.  

“94 RUHUYLA SAHAYA İNDİK”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Kongre, Genel Seçim derken 4 ay sonra Yerel Seçim takvimi başladı. Ve aday adaylık dosyaları verilmeye başlandı. Adaylık sürecini ve bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Bozoğlu:  Şimdi 24 Haziran öncesi ve 24 Haziran sonrası diye yerel seçim sürecini ikiye ayırmak lazım. Bir, 24 Haziran yerel seçimin bir ayağıydı. Biraz önce bahsettim. Bizim eksiklerimizi gediklerimizi görmemiz, kendimize çekidüzen vermemiz, kendimizi çek etmemiz için çok büyük bir fırsattı, çok büyük bir nimetti. Bir kere bu, iki iki dört. Onun ardından biz bu eksiklerimizi gördükten sonra hızlı bir şekilde daha başarılı bu işi nasıl gerçekleştiririz diye programlama yapmaya başladık. Çünkü önümüzde çok az bir zaman vardı. Yani tahmin olarak söylüyorum, 9 ay gibi bir süre vardı. 9 ay içerisinde yerel seçime gireceğiz ve 9 ay içerisinde bizim her şeyimiz hazır olmalıydı. Oturduk 9 aylık bir plan yaptık. Bu yaptığımız planda da özellikle 1994 ruhu dediğimiz, Ak Partin kendi içerisinde var olmuş olan 94 ruhu dediğimiz bir ruh var. Bu konuyu ben geçmişimde çok fazla incelemiştim. Bu dönemle alakalı o dönemde, İstanbul’un içinde Büyükşehir Belediyesi için mücadele eden Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıldan bahsediyorum ve mücadele eden isimlerle çok sohbetim olmuştu, görüşmem olmuştu. Oradan almış olduğum tecrübeyle Silivri’ye uygulamak adına biz bir çalışma başlattık. O 94 ruhu hiçbir beklenti, hiçbir karşılık görmeden sahada aktif bir şekilde çalışmak, her noktaya dokunmak ve her noktada bir şekilde kendinizi ifade etmek üzerine kuruludur. 

“SİLİVRİ’NİN 35 MAHALLESİNE KENDİ İMKÂNLARIMIZLA 9 AYDA 3 DEFA ANKET YAPTIK”

Bizde ilk önce sahaya kendi imkânlarımızla, bakın altını çiziyorum burası çok önemli, kendi imkânlarımızla bir anket ekibi oluşturduk.  Silivri’nin 35 mahallesine bu anket ekibi 9 ayda toplam 3 defa olmak üzere her mahalleye en az 3 defa giriş yaptık.  Ve bizim kendimizin hazırlamış olduğu sorularımız yönelttik. Hangi mahallede hangi konularla açık olduğu, hangi mahallede hangi konular üzerinde durulması gerektiği ve siyaseten ne yapılması gerektiğiyle alakalı bir harita çıkarttık. Yani her mahalleye uygun çalışma yaptık. Örneklendirecek olursak, Değirmenköy’de konuşacağımız konuyla Kavaklı mahallesinde konuşacağınız konu aynı değildir. Çünkü Kavaklı mahallesinin sorunu ayrı, Değirmenköy mahallesinin sorunu ayrı. Ve her ikisi de geçmiş dönemde belde olan yerler. Kendi problemlerini çok daha basit çözmüşler, kendi yakınları, akrabaları, eşleri dostları, komşuları belediyenin yönetiminde olmuş olan kişilere hitap etmeniz gerekiyor. Bir kere onların yerine kendinizi koyup empati yapmanız gerekiyor, ona göre siyaseti yönetmeniz gerekiyor.

“HER MAHALLEYE AYRI ÇALIŞMA YAPTIK, ONA GÖRE HAZIRLANDIK”

Çünkü her zaman ifade ettiğim bir şey var; Silivri 2009 yılına kadar 5 mahalleden ibaretti. 2009 yılından sonra 35 mahalleden ibaret. Silivri 35 mahalleden ibaret olduğu için bugün Silivri’nin en uç noktasında Büyükçavuşlu köyünde oy kullananın oyuyla Silivri merkezde bulunan Piri Mehmet Paşa’dakinin oyuyla eşit ve birdir. Hizmeti de ona göre eşit götürmeniz gerekir. Biz de ona göre hazırlığımız yaptık. Hem köyler olsun, hem beldeler olsun, hem de merkez mahalle diye adlandırdığımız Piri Mehmet Paşa, Alibey, Cumhuriyet Mahallesi gibi mahallelerde ona göre hazırlıklarımızı yaptık.

“İLKOKUL ÇOCUĞUNUN YA DA ÜNÜVERSİTEYE HAZIRLANAN GENCİN DERS PROGRAMI GİBİ HAFTALIK DERS PROGRAMLARI YAPTIK”

Ve bu sürecin içerisinde yapılması gereken hizmetlerin tamamını var gücümüzle, gecemizi gündüzümüze katarak, kendi aramızda da iş paylaşımı yaparak, aynı bir ilkokul, lise çocuğunun veya ve ya üniversiteye hazırlanan bir gencin ders programı yaptığı gibi haftalık ders programları yaptık. Haftalık ders programına göre siyasetimiz izledik. Pazartesi akşamı nereye gideceğimiz, Salı akşamı nereye gideceğimiz, Çarşamba akşamı nereye, Perşembe akşamı nereye gideceğimiz ne yapacağımız hazırdı.  İlçe başkanı olarak, ilçe başkan yardımcıları olarak ta hafta içinde nerelere gidileceği, ne uygulama yapılacağı, hangi siyasi çalışmanın, hangi faaliyetin yapılacağı haftalık ders programı gibi programlanmıştı.  Çünkü bizim önümüz de 9 ay gibi kısa bir süre vardı ve 9 ay gibi bir sürede de biz başarılı olmak zorundaydık.

“2019’DA SİLİVRİ’Yİ HİZMETSİZLİK HASTALIĞINDAN KURTARMAK İÇİN BAŞARILI OLMAK ZORUNDAYDIK”       

Evet, bunun altını çiziyorum zorundaydık.  Çünkü Silivri hizmetsizlik hastalığıyla karşı karşıyaydı. En başta demiştik ya biz Silivriliyiz, Silivri’ye hizmet eden derdinde olmalıyız diye, Silivri’nin o hizmetsizlik hastalığından kurtulması için de mücadele vermemiz ve o işi de başarmamız gerekiyordu.  9 aylık sürenin içinde de planlı, programlı bir şekilde çalışmalarımızı gerçekleştirdik. Kendimize bir oda hazırladık ve odanın içerisinde Silivri’nin tüm sokaklarının olduğu haritalar hazırladık. Seçim sürecinde bu hazırladığımız haritaların üzerinden hangi sokağa girdiğimiz, hangi sokağa girmediğimi işaretlemek için seçim hattını hazırlamış olduk. Yerel seçimle alakalıda öncesinde bu şekilde başlamış olduk.  

“SAYIN VOLKAN YILMAZ’IN CUMHUR İTİFAKI ADAYI OLARAK SİLİVRİ’YE GÖREVLENDİRİLMESİ, ÜZERİNE KİTAP YAZILACAK BİR KONUDUR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Yerel seçim demişken hemen şunu sormak istiyorum. Silivri Cumhuriyet tarihinde ilk defa MHP ve Ak Parti Cumhur İttifakı olarak aday çıkardı. Bu adayda Volkan Yılmaz başkanımız oldu. Bunu nasıl değerlendiriyorsun? Ayrıca Volkan Yılmaz ile yapılan seçim çalışmalarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Mutlu Bozoğlu: Seçimin startının verilmesi, aday adaylarının varoluşu, aday adaylarımızın bir araya gelişi, meclis üyesi aday adaylarımızın oluşu, onların bir araya gelişi ve onun ardından da genel merkezimizin uygun görmesi üzerine Sayın Volkan Yılmaz beyefendinin Cumhur İttifakı adayı olarak Silivri’ye görevlendirilmesi süreci aslında en önemli süreçlerden ve üzerine kısa konuşulacak bir konu değil, üzerine kitap yazılacak bir konu olduğunu düşünüyorum. Şöyle ki; Cumhur İttifakının yerelde uygulanmasıyla alakalı ilk defa karşı karşıya gelmiş olan bir kardeşinizim. Özellikle de şöyle düşünecek olursak, çok kısa bir süre içerisinde bununla karşı karşıya kaldık. Yani ilçe başkanlığında yeni sayılacak kadar az bir süre geçirmişsiniz fakat Cumhur İttifakı diye bir oluşumun, bir yapının Silivri’de kazanmasını kabul ettirmek, kabul etmek ve mücadelesini vermek durumundasınız ve olgun davranmak durumundasınız.

“VOLKAN YILMAZ BİZE CUMHURBAŞKANIMIZIN EMANETİDİR, EMANETE SAHİP ÇIKMAK DURUMUNDAYIZ”

Bu süreçle alakalı o dönemle ilgili gazete ve sosyal medyada ki arşivlere bakarsanız Sayın Cumhurbaşkanımızın tensip ve olurlarıyla Silivri’ye Cumhur İttifakının adayı olarak Sayın Volkan Yılmaz görevlendirilmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımızın bize emanetidir. Bizde emanete sahip çıkmak için gecemizi gündüzümüze katmak durumundayız şeklinde düşünüp, bunu gelip bütün teşkilatımıza anlattık. Anlattık ve anlatmamızın hemen ardından Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşme fırsatı buldum. Sayın Volkan Yılmaz’ın adaylığının belli olduğu günün hemen ertesi günü görüşme fırsatı buldum. Sayın Cumhurbaşkanımızın elimi tutup söylediği söz şuydu; emanete sahip çık. Sonuç itibariyle onun ağzından dökülen bu sözlerin ardından başka ne söylenirse söylensin, ne düşünülürse düşünülsün, neyle karşılaşılırsa karşılaşılsın tamamı boştu benim için.

“KENDİ AĞABEYİM ADAYMIŞ GİBİ ÇALIŞTIM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Volkan başkanın adaylığının açıkladığı gün ben sizi aradım. Ve sizde bana kendi ağabeyim aday olmuş gibi çalışmazsam namerdim demiştiniz. Ve öyle de yaptığınız düşünüyorum.

Mutlu Bozoğlu: Kesinle öyle. Öylede yaptım. Volkan başkanımız, Volkan bey aday olarak çıktığında Silivri’de siyasi erklerin birçoğu, bunu sadece Ak Partinin içerisi veya diğer siyasi partilerin içerisi olarak değil, hiç kimse inanmadı. İlk başta kimse inanmadı buna. Bu iş olmaz, maya tutmaz vs.. gibi düşündüler. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Fakat bu işe biz inanmış insanlar olarak çıktık. Ve bu işe de en çok inanan kişi kim diye sorsanız, ben kimseye bu makamı da bu mevkilide bırakmam.  Bunu Volkan başkana da belki bırakmam, belki MHP İlçe Başkanına da bırakmam. Bu işi kazanma ve kazandırma konusunda bu makamı inanmışlığı konusunda kimseye bırakmam. Çünkü burada hizmetsizlik anlayışından uzaklaşılması için mücadele vermeye çok öncesinden başlamış, bütün hazırlıklarımı da tamamlamıştım.

“SEÇİMİN KAZANILMASIYLA ALAKALI EN ÇOK İNANAN İSMİ MUTLU BOZOĞLU OLARAK BİRİNCİ SIRAYI KİMSEYE BIRAKMAM”

Bakın biz seçime daha çok uzun zaman varken sandık başkanlarımızı ayarlarız. Biz seçime çok uzun zaman varken hangi sahada ne yapacağımızı hazırlarız. Bizim dosyalarımızın tamamı bu konuyla alakalı hazırdı. Ve gerçekten Ak Partinin içinde var olan doneleri, tecrübeleri vs… bunca zamandan beri yapmış olduğu işler bizim Ak Parti teşkilatının pişmesine, olgunlaşmasına ve profesyonelleşmesine sebebiyet vermiştir. Bu profesyonelliğe güvenerek ve teşkilatımın kendi içerisinde daha önceden yapmış olduğumuz 94 ruhuyla hazırlanmışlığımızdan kaynaklı bu işe Silivri’de Cumhur İttifakı adayının kazanması, o seçiminin kazanılmasıyla alakalı. En çok inan ismi Mutlu Bozoğlu olarak birinci sırayı ben kimseye bırakmama. 

“BİZ VATANDAŞA SÖZ VERDİK, SİLİVRİ HALKI’DA BU SÖZÜ UYGUN GÖRDÜ”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Seçmenlerinize her zaman seçimi CHP’den ve CHP’li Belediye Başkanı Özcan Işıklar’dan alacağınızın sözünü verdiniz. Ama Ak Partinin adayı ile ama Cumhur İttifakı adayı ile. Ve bu sözünüzü de tuttunuz. Bu konuda ki duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Mutlu Bozoğlu: Bu sözü ben tutmadım, bu sözü Silivri halkı uygun gördü. Seçimin sonucunu sandıkta halk belirler. Önemli olan sizin vermiş olduğunuz hizmeti vatandaşa ne kadar anlattığınızdır, seçim çalışmasında yaptıklarınızdır ve kendinizi ne kadar ifade ettiğinizdir. Özellikle karşınızda ki seçmeni ne kadar heyecanlandırdığınız, gelecek ile alakalı ne kadar umut verdiğinizdir. Eğer ki siz bunu başarabiliyorsanız, o zaman işte seçimde başarılı olmuş olursunuz. Bakın bana hep şunu söylediler; neye güveniyorsun, nasıl bunu konuşursun, neden böyle yapıyorsun diye eleştiriler aldık o dönemde. Ben her şeyden önce Silivri halkına inanıyordum, her şeyden önce kendime ve ekibime inanıyordum. Ekibimin içerisinde bu işe gönlünü koymuş, kalbini koymuş, elini taşın altına koymuş isimlerle çalıştığımı biliyordum.  O sebeple biz bu seçimi aldık, alıyoruz ve alacağız diyorduk.

“YAPTIRDIĞIMIZ ANKETLER BİZE BELEDİYE SEÇİMİNİN SONUCUNU 9 AY ÖNCE SÖYLEDİ”

Artı benim bu konuda elimi dolduran mesele de kendi içimizde oluşturmuş olduğumuz kendi imkanlarımızla, hani o yok imkanlardan biraz evvel bahsettiniz ya, kendi yok imkanlarımızla oluşturduğumuz anket ekibiydi. İşte bu anket ekibi hangi mahallede vatandaşın düşüncesinin ne olduğunu bize göstermiş ve önümüzde ki yolu da nasıl izlememiz gerektiğini göstermişti. Ve seçime bir yıl varken, seçime 9 ay varken belediye seçiminin sonucunu aslında bize anket söylemişti. Çünkü Silivri’de ki vatandaş hizmetsizlik anlayışından bıkmıştı. Bunu da alternatif olarak Cumhur ittifakı adayını belediye başkanı yaparak taçlandırdı. Bunu biz yapmadık, bunu vatandaşımız böyle uygun gördü. Ve ateşten gömleği Ak Parti ve MHP’nin adayı olan Sayın Volkan Yılmaz’a giydirdi.                

“VATANDAŞIN HİZMETSİZLİK ANLAYIŞINDA Kİ, ZİHNİYETTEN SİLİVRİ’YE FAYDA GELMEYECEĞİNİ GÖRMÜŞ OLMASI BİZİM İÇİN ÇOK DAHA ÖNEMLİYDİ”

Fatma Sartıbıyık Yıldırım: Evet seçimin sonucunu belirleyen seçmendi. Fakat sizde Cumhur ittifakının paydaşı olarak sizde çalışmalarınızla seçmede bu umudu, bu güveni aşılamış olmuyor musunuz?

Mutlu Bozoğlu: Tabi ki öylede denilebilir, doğru. Seçmene o umudu, o güveni aşılamakta önemli. Fakat benlikten saklanmak gerekir. Vatandaşa aşılamaktan ziyade, vatandaşın bu hizmetsizlik anlayışında ki zihniyetten Silivri’ye bir fayda gelmeyeceğini görmüş olması bizim için çok daha önemliydi. Tabi ki seçim çalışması olsun, onun öncesi olsun biz bir mücadelede bulunduk. Lakin Ak Parti gerçekten mazlumun umududur. Bugün tüm dünyada nasıl mazlumun umuduysa, Cumhur ittifakı adayı Volkan Yılmaz’da belediye başkanı olarak Silivri halkının umudu oldu.  

“KENDİ ADIMA DEĞİL, İSTANBUL ADINA ÇOK ÜZÜLDÜM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: 31 Mart akşamı size göre bir iyi, bir de kötü sonuç ortaya çıktı. Silivri’de CHP’den seçimi aldınız ama Büyükşehir’i kaybettiniz. Ne htiniz o sonuçları gördüğünüzde? ? Bu konuda ki düşünceleriniz neler?

Mutlu Bozoğlu: İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kaybedilmiş olması, Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u alıp bir çağı açıp bir çağı kapatan bir komutanın, bir liderin hizmetlerinin devamı ve bu mücadelenin dünden bugüne kadar gelen devamı olarak ben İstanbul adına ciddi manada çok üzüldüm. Kendi adıma değil, İstanbul adına çok üzüldüm. Çünkü her ne kadar konuşmamın başında ben Silivriliyim, Silivri’nin evladıyım derken, aynı zamanda da tabi ki İstanbul’un evladıyız. İstanbul adına çok üzüldüm. Tabi buruk bir sevincimiz de yok muydu? Vardı.  Buruk sevincimiz de Büyükşehir’i kaybetmiş olsak ta, Silivri’nin hizmetsizlik anlayışından kurtulmuş olduğunu görmüş olduk. Tabi ki buruk bir duyguydu.  

“100 BİN OYDA 19 HATA HİÇ BİR ŞEY DEĞİL”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: 23 Haziran İBB tekrar seçimleri sizce doğru bir karar mıydı? Bunu ve çıkan sonucu nasıl değerlendiriyorsun?

Mutlu Bozoğlu: Tekrarlanan seçimle alakalı seçim kurulu hukuk çerçevesinde bir karar almış ve alınan bu kararın neticesinde de bize uygulamak düşmüş.  Şimdi şöyle bir şey söylemek istiyorum, burası çok önemli ve söylemeden de geçemeyeceğim. Tüm Silivri halkı da bunu bilmeli. Çünkü çok açıklanan da bir durum değildi.  Biliyorsunuz ki, 31 Mart seçimlerinin ardından İstanbul’da bazı ilçeler Büyükşehir belediyesine kullanılan sandıkların içindeki oyları yeniden saydılar. Bunlardan bir tanesi de Silivri’ydi. Bakın burada iki şeye dikkat çekmek istiyorum. Bir, Silivri’de artısıyla eksisiyle ortalama 100 bin tane oy kullanıldı. 100 bin tane oyu hem Milliyetçi Hareket Partisinden, hem CHP’den, hem Ak Partiden oluşan isimlerle beraber Yüksek Seçim Kurulunun görevlendirdiği kişilerin eşliğinde, Milletvekillerimizin eşlik etmesiyle birlikte yeniden saydık. Bu yeniden sayma sürecinin içerisinde sadece 19 tane hata çıktı. Bakın Silivri’de 412 tane sandık var. 412 tane sandığın 412’sinede siyasi partiler adam koyarlar. Sandık başkanı, sandık yöneticisi, müşahit koyarlar. Ve Ak parti 412 sandığın 412’sine de sandık başkanı ve müşahit koymuş. Sandığın içerisinde hata olmaması için Silivri gibi bir yerde mücadelesini vermiş ve bunu da 31 Mart Yerel Seçimlerinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin oyları yeniden sayıldığında 19 tane, yani 100 bin seçmenin içerisinde sadece 19 tane hata olmuştur. Bundan başka hata da Silivri nezdinde yoktur. Bu Ak Parti Silivri Teşkilatının sandığa ne kadar sahip çıktığını, ne kadar bu işe önem verdiğini bir kez daha göstermiştir.

“BİR SİYASİ PARTİ İLÇE BAŞKANLIĞININ YEGÂNE GÖREVİ SANDIĞINA SAHİP ÇIKMAKTIR”

Bir siyasi parti ilçe başkanlığının yegâne görevi seçim sandıkta kazanılır düsturuyla sandığına sahip çıkmaktır. Bunu da en iyi şekilde yapmış olan teşkilat olarak altını çizerek söylüyorum ki, 100 bin oy sayıldığında 19 tane hata çıkmasını bindelik orana vurduğunuz da hiçbir şey olmadığını görürsünüz. Evet, seçimi halk belirler ama sandıkta ki hatayı o sandığa sahip çıkanlar belirler. O sebeple burada Ak Parti Silivri İlçe teşkilatının sandığa sahip çıktığından dolayı ne kadar başarılı olduğunu görebilirsiniz. Bunu Silivri ölçeğinde söylüyorum. Silivri ölçeğinde söylememin sebebi şu; çünkü biz Silivri’de yerel siyaset yapıyoruz. Bir Silivrili vatandaşın genel siyasetle alakalı bizden beklentisi yok.  Bizden yerel siyasetle alakalı beklentisi var. Bizde o beklentinin karşılığını layığıyla vermeye çalışıyoruz ve vermeye de devam edeceğiz.

“İBB SEÇİMİNİN TEKRARLANMASIYLA ALAKALI BİZİM DOĞRU YA DA YANLIŞ DEMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL”

Tekrar edilmesiyle alakalı karara bizim yanlış ya da doğru dememiz mümkün değil. Çünkü burada hukuki bir karar var. Sonuç itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir. Türkiye Cumhuriyetinin vermiş olduğu karara saygı duymamız gerekir. Siyaseten verilen karar Sayın Volkan Yılmaz’ın Cumhur İttifakı adayı olarak Silivri’de gösterilmesi, AK Parti’nin aday göstermemesi idi. Doğru mu?  İBB seçiminin de tekrarlanmasıyla alakalı da hukukun vermiş olduğu karar aynı diğer karar gibi, üzerine gidilmemesi gereken, üzerimize düşen görevin yapılmasıyla alakalı bir işti. Biz de hem AK Parti İl Başkanlığı, hem Silivri İlçe Teşkilatı tekrarlanan seçimde sandıklara sahip çıkarak yeniden mücadelemizi verdik ve sandıklarımıza en iyi sahip çıkan taraf olduk.

“SİLİVRİ’NİN 10 YILLIK HİZMETSİZLİK HASTALIĞINDAN KURTULMASI İÇİN MÜCADELE EDEN VOLKAN YILMAZ’A TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Yerel seçimin ardından 1,5 yıl geçti, kaldı 3,5 yıl. Bu zaman zarfında hem belediye başkanımız Volkan Yılmaz’ı, hem de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu nasıl değerlendirirsin?

Mutlu Bozoğlu: Şimdi Bir buçuk yıl gibi bir sürenin içerisin de 10 yıllık hizmetsizlik hastalığından Silivri’nin kurtulması için mücadele eden Volkan Yılmaz’a bir kere teşekkür ediyorum. Ve bu bir buçuk yılın içerisin de, insanlar siyasetçilerden, yöneticilerden çok şey bekleyebilirler, sanki elinde sihirli değnek varmış gibi. Bu bir buçuk yıl sürenin içerisinde Volkan Yılmaz 5 yıllık süreyi nasıl yöneteceğini aslında bize gösterdi. Bugün bir buçuk yılda gördüğümüz üzere, üç buçuk yılda Silivri’nin nasıl devam edeceğinin karnesini görebiliriz. Şöyle ki, yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır diye bir söz var ya, işte o söz bunu aslında kanıtlıyor. Sormuş solduğunuz soruyla ilgili hem Silivri belediyesinin işleriyle alakalı, hem de Büyükşehir belediyesinin işleriyle alakalı yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır cevabını gösteriyor. Ben Atasözleri çok severim. Çünkü çok uzun uzadıya konuşmak yerine bir atasözüyle bütün her şeyin önüne geçebilirsiniz. Bu atasözü de gerçekten tam üstüne oturmuş bir atasözü.

“CUMHUR İTTİFAKI BELEDİYE BAŞKANININ CUMHUR İTTİFAKINA YAKIŞACAK İŞLER YAPACAĞINA YÜZDE YÜZ EMİNİM”

Volkan beyin bir buçuk yıl süre zarfı içerisinde maalesef bir dünya, kendi bütçesinin çok üstünde borcu olan ir belediye de elinden geldiğince en iyi hizmetleri çıkarttığına inanıyorum.  Ve önümüzde ki sürecin içerisinde de bu hizmetleri devam ettireceğine inanıyorum. Çünkü Volkan Yılmaz böyle bir şey yapmak zorunda. Bu ateşten gömleği giydiği an Volkan Yılmaz bunun farkına varmıştı zaten. Çünkü Volkan Yılmaz, Cumhur İttifak adayı ve Cumhur ittifakı belediye başkanı. Ben Volkan Yılmaz’ı hiçbir zaman farklı bir partinin belediye başkanı olarak görmüyorum. Ben Cumhur ittifakı belediye başkanı olarak görüyorum. Sonuç itibariyle bu nettir benim kafamda. Ve Cumhur İttifakı Belediye Başkanının da Cumhur İttifakına yakışacak işler yapacağına ben yüzde yüz eminim. Yüzde yüz emin olduğum içinde seçimi kazanacağımıza inanan kişi olarak birinci sırada olduğumu söyledim.

“EKREM İMAMOĞLU ALGI YÖNETMEKTEN, TATİL YAPMAKTAN BAŞKA BİR ŞEY YAPMIYOR”

Diğer tarafa İstanbul Büyükşehir Belediyesine gelecek olursak, İstanbul belediyesinin yaptıklarının yapacaklarının teminatı olduğu görebiliriz. Bunu nerden görebiliriz?  Temel atmama töreninden görebiliriz, pandemi sürecindeki otobüslerle alakalı karmaşadan görebiliriz, bu süreci yönetememeden görebiliriz, Büyükçekmece gölünden Silivri’ye su basılmadığı için gelen mesajlarından görebiliriz, aynı zamanda sadece algı yaratmak, algıyı yönetmek ve sadece hamasi nutuklar attıklarını görebiliriz. İstanbul’da görevden ziyade daha fazla Türkiye’de bir takım görüntü vermek ve görüntülerin hemen ardından da tatil yapmak, kimi zaman denizde, kimi zaman karlı ortamda tatil yapmak gibi bir süreç var. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu algı yönetmekten, tatile gitmekten başka bir şey yaptığı yok.  

“VOLKAN YILMAZ’IN DA, EKREM İMAMOĞLU’NUN DA BUGÜNE KADAR YAPTIKLARI YAPACAKLARININ TEMİNATI OLDUĞU BURADA AŞİKÂR”

Bir buçuk yıl süre içerisinde ben Volkan Yılmaz’ı hiç görmedim ki tatil yapsın, tatil fotoğrafı koysun. Çünkü Cumhur ittifakının adayı Volkan Yılmaz’ın üzerinde ateşten bir gömlek var. Bir yandan Silivri’ye hizmet etme, Silivri halkını memnun etme görevi var, bir yandan da Cumhur ittifakının paydaşlarını memnun etmek var. O sebeple giymiş olduğu ateşten gömlek normal bir siyasi parti belediye başkanın üzerinde bir tane varsa, Volkan Yılmaz’da iki tane var. Ben görüyorum ki her ikisinin de yaptıklarının, yapacaklarının teminatı olduğu burada aşikâr.

“BAZI TAŞERON İSİMLER MİLLETİN KAFASINI BULANDIRIYOR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Türkiye’de size göre erken genel seçim olur mu?

Mutlu Bozoğlu: Ben siyaseten ok keskin cevaplar veren biriyim. İnsanların aklını bulandırmaya gerek yok. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacak bir cumhuriyettir, bir devlettir. Bu 1071 Malazgirt’ten bugüne kadar gelmiş Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhuriyetle beraber kurulmuş bir devlet değildir. Bunun öncesinde Osmanlı, bunun öncesinde Selçuklu, bunun öncesinde beyliklerle gelen bir durumumuz söz konusudur. Bir kere ülkeyi sürekli kaos ortamına sürüklemeye çalışmak, sürekli seçim ortamına sürüklemeye çalışmak, sürekli algı yönetmeye çalışmak ve Türkiye’de maalesef ekonomik istikrarın önüne geçmek, pandemi sürecinde ki başarının örtülmesini sağlamaya çalışmak, gündem oluşturmak adına bazı taşeron isimler bir takım şeyleri bizim önümüze döküyor.

“HAMASİ NUTUK ATANLARA BU MİLLET ASLA İNANMAZ”

Bakın ciddi manada bir şey söylüyorum. Bugün Silivri vatandaşlarından hiçbir tanesi yoktur ki İstanbul Vatan caddesini kullanmamış olsun. Bugün Silivri vatandaşlarından hiç kimse yoktur ki 2. Köprüyü ve 1. Köprüyü kullanmamış olsun. Bakın bunlara nasıl itiraz edildiyse, bugün Kanal İstanbul’a itiraz edilmekte. Bunlara nasıl itiraz edildiyse, farklı durumlarda ülkeye yapılacak hizmetlere itiraz edilmekte. Kendini Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait hisseden bir mensubu, bir vatandaşı, her bir ferdin kesinlikle ve kesinlikle Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ilelebet payidar kalacağını bilir ve ister. Bu arzu neticesinde ve doğrultusunda da ülkenin istikrarı için elinden geleni yapar, hamasi nutuk ve algıyla alakalı oluşturulması gereken hiçbir şeye de asla ve kat’a inanmaz, kanmaz, kendini kandırmaz. Biz kesinlikle ve kesinlikle ülkenin daha ileriye gitmesi için mücadele eden kişiler olmak zorundayız. 

“81 MİLYON VATANDAŞIN HER BİR FERDİ EN AZ 1 YILINI SİYASETİN İÇİNDE GEÇİRMELİ”

Bir de şuna dikkat çekmek istiyorum. Belki de manşetlik bir cevap olacak ama çok önemli bir hususa değinmek istiyorum. Şu an 81 milyon, 82 milyona giden vatandaşımız var ülkemizde. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin her bir vatandaşı gücünün yettiğince, ama 1 yıl, ama 2 yıl, ama 3 yıl, ama 10 yıl, ama 20 yıl siyasetin içerisinde yer almalıdır. Ama bunu inancı doğrultusunda sağ partide yapmalıdır, ama inancı doğrultusunda sol partide yapmalıdır, ama inancı doğrultusunda merkezde yapmalıdır. Her bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı siyasetin içerisinde en az 1yılını geçirmelidir. Aynı erkek evlatlarının askerlik yaptığı gibi. Çünkü bizim ülkemiz demokrasiyle yönetilir,  demokrasinin olmazsa olmazı da siyasi partilerdir. Siyasi partilerin içerisinde olan kişiler yönetimin içinde olan kişilerdir. Türkiye Cumhuriyetini de 81 milyon insanın yönetebilmesi için elini taşın altına siyasi partilerde koymalıdır.

“AK PARTİ GİBİ KAYA OLMUŞ BİR PARTİDEN TOZ BİLE KALDIRAMAZLAR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Genel siyasete girdiğimiz için hemen sormak istiyorum. Türkiye’de siyaset yeniden şekillenmeye başladı. Sizden yani Ak Partiden kopan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan parti kurdu. CHP’den ise Muharrem İnce ve bazı isimler farklı hareketler başlattı. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Bozoğlu: Ak Pati Türkiye Cumhuriyeti Devletin de 18 yıldan beri iktidar. 18 Yıldan beri iktidarlık süreci içerisinde Ak Parti sürekli yenilenen bir parti. Sürekli kendini yenileyen bir parti. Tabi ki bu yenilenme ve yenileme süreci içerisinde bir takım görüş ayrılıkları, fikir ayrılıkları, düşünce ayrılıkları veya beklentilerin gerçekleşmemesinden kaynaklı saf değiştirmeler vardır, var olacaktır. Bu siyasetin de kendi doğasında olan bir şeydir. Bundan ötürüdür ki Ak Partinin içerisinden kopan dediğiniz, Ak Partinin içerisinden uzaklaşan dediğiniz aslında Ak Partiden kopan değil, Ak parti sayesinde tanınmış, Ak Parti sayesinde bilinmiş, Ak Parti sayesinde bir yerden bir yere geldiği gözlemlenmiş herkes tarafından, bir tek benim partimin çalışanlarının, davadaşlarının değil halk tarafından da özümsenmiş kişilerin buradan almış olduğu güçle bir yerden bir yere gitmesi AK Parti gibi kaya olmuş bir partinin üzerinden toz dahi kaldırmaz. Çünkü bizde bunu çok iyi biliyoruz ki Ak Parti birçok buna benzer durumlara rağmen Silivri’de 2019 yerel seçimlerinde Cumhur İttifakı adayı Volkan Yılmaz’ı Cumhur İttifakı Belediye Başkanı yapmıştır, olması için katkıda bulunmuştur.

“AK PARTİ SAYESİNDE SAYGI VE İTİBAR GÖRENLERİN BUGÜN AYNI SAYGI VE İTİBARI GÖREMEDİKLERİNİ, PSİKOLOJİK SIKINTI YAŞADIKLARINI GÖRÜYORUZ”

Burada hiç kimse kendini Ak Parti’den üstün, Ak Partinin önünde,  Ak Partiden ileride göremez, görmesinin de mümkünatı yoktur. Bir kere Türkiye’de Ak Parti vatandaşın ve mazlumun vicdanıdır, mazlumun umududur. Bunu tüm herkes biliyor. Sonuç itibariyle burada kurulan X, Z ve Y partileri, parti teşkilatlarının içinde daha önceden görev almış, hiç yokken bir yerlere gelmiş ve ciddi manada halk tarafından Ak Partinin içerisinde olduğundan dolayı saygı ve itibar görmüş olan kişilerin aynı itibar ve saygıyı halk tarafından görmediğini şu an zaten görüyoruz, biliyoruz. Psikolojileriyle lakalı da sıkıntı yaşadıklarını duyuyoruz, görüyoruz. Onların yeniden Ak Partiye dönmeleri için ellerinden geleni yapacaklarını ve dünden razı olduklarını da biliyoruz. Gün gelir neyin ne olacağını, siyasette 24 saat bile uzun bir dönemdir, bu uzun döneminde nasıl gerçekleşeceğini hep birlikte bekleyip göreceğiz.

“HER SİYASETÇİNİN YOĞURT YİYİŞİ FARKLIDIR”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Peki gelelim size Mutlu başkan. Kamuoyunda sahada olmadığınız, teşkilatın çalışmadığına yönelik eleştiriler var. Mutlaka sizin de kulağınıza gelmiştir bu eleştiriler. Ama diğer taraftan da benim şahit olduğum çalışmalarınız var. Gerek Bakanlarla, gerekse üst düzey bürokratlarla Silivri’ye hizmet etmek için görüştüğünüz kişiler var. Fakat bu çalışmalarınız kamuoyunda görülmüyor. Bu anlamda nerede hata yapıyorsunuz, ya da iyi pazarlayamıyor musunuz yaptığınız çalışmaları ve hizmeti?

Mutlu Bozoğlu: Hemen cevabını vereyim. Aslında baktığınızda bu sorunun cevabını en başta vermiştim. Bir Silivri sevdalısı ve Silivri’nin evladı olarak yaptıklarımız vatandaşın sürekli kafasına kakmak, ya da biz yaptık, biz ettik demek aynı bir ailenin içerisinde evladın yapmış olduğu işleri annesine babasına gösteriş yapmak, anlatmak ben yaptım demekten öteye gidemeyen bir şey değildir. Şimdi her siyasetçinin bir yoğurt yiyişi vardır. Her siyasetçinin izlemiş olduğu bir politika vardır. Herkes kendince izlemiş olduğu politika doğrultusun da başarılı ya da başarısızdır. Mutlu Bozoğlu ve yönetiminin, Ak Parti ilçe başkanlığının izlemiş olduğu politika farklı bir politikadır, alışıla gelmiş bir politika değildir. Alışıla gelmiş olmamasından dolayı da anlaşılması güçtür. Biraz zaman gerektirir, biraz empati gerektirir. Başarı ardından geldiğini de gösterecektir. Şöyle ki, bu başarının yegane örneği de Cumhur İttifakının belediye başkanı Volkan Yılmaz’dır. Şimdi burada bunu hiç kimse Silivri’de göz ardı etmez, edemez. Ederse gözüne dizine durur. Burada uyumu yakalamak, burada bir süreci yönetmek ve bu sürecin doğrultusunda da Silivri’ye hizmet getirmek en önemli hususlardan bir tanesidir.

“YAPTIKLARIMIZI SİLİVRİ HALKININ KAFASINA KAKMAK BİZİ ONLARIN GÖZÜNDE DÜŞÜRMEKTEN ÖTE GİTMEZ”

 O zaman şöyle bakalım. Silivri’nin kanayan bir takım yaraları vardı, hizmetsizlik hastalığı vardı. Bu hastalığın bir kısmını Volkan Yılmaz giymiş olduğu çift katlı ateşten gömlekle mücadelesini vererek yürütüyor, diğer taraftan da hükümetin yardımlarını ve desteklerini Silivri’ye getirme işini Ak Parti ilçe başkanlığı yürütüyor. Şimdi biz burada annemize babamıza, yani Silivri halkımıza şunu yaptık, bunu yaptık diye gözüne sokmak, kafasına kakmak bizi onların gözünde düşürmekten ve irite etmekten başka öteye gitmez. Bir kere bunları yapmak eski siyaset anlayışında var olan düşüncedir.  Yeni siyaset anlayışıyla Silivri’de bir seçim alınmıştır ve yeni siyaset anlayışıyla halk destek vermektedir.

“15-20 KİŞİNİN NE KONUŞTUĞUYLA DEĞİL, 200 BİN KİŞİNİN NE KONUŞTUĞUYLA HAREKET EDERİM BEN”

Silivri’de 1, 5, 7, 15, 20, 25 kişinin konuştuğuyla değil, 200 bin kişinin ne konuştuğuyla ben hareket ederim. 200 bin kişinin ne konuştuğuyla hareket ettiğimiz için 2019 yerel seçimlerinden başarıyla çıktık zaten. Bir takım kişilerin egolarını tatmin etmesi, kahvede, sağda solda egolarıyla alakalı bir talkım şeyleri netleştirmesi veya şahsi menfaati bir takım duygularını gerçekleştirmediğimiz için bize çamur atmak üzere kurgulamış olduğu bir takım şeyleri biz görmeyiz, duymayız, umursamayız da. Çünkü bizim yapacak çok işimiz var. Yapmamız gereken çok işimiz var. Bir bayrak yarışının içerisindeyiz ve dünden bize devreden arkadaşlarımızın, büyüklerimizin, kardeşlerimizin bayrağını çok daha ileriye taşımak bizim görevimiz. Kimin ne dediğiyle yol yürümeye, hareket etmeye çalışırsak bu bayrak yarışında biz Silivri’ye ve Ak Parti’ye hainlik ve hıyanet etmiş oluruz. Buna da ben asla ve kat’a müsaade etmem.

“AK PARTİ’NİN VE MUTLU BOZOĞLU’NUN VARLIĞINI HİSSETMEK İÇİN SİLİVRİ’DE HÜKÜMET KANALIYLA YAPILAN HİZMETLERE BAKSINLAR”

İktidar partisinin Silivri’de var mı, yok muyu insanlar şuradan görmeli, sosyal medyadan görmemeli. Halk bunu hmeli. Biz bunu htirmenin derdindeyiz. Bakın şehirleri inşa edebilirsiniz, gönüle dokunmadıktan sonra bir faydası yok bu işin. Biz gönüle dokunmanın derdindeyiz. Gönle dokunmakta sosyal medyadan, basından olmaz. Gönle dokunmak istiyorsanız insanlara birebir dokunmalısınız. İnsanlara hizmet ettiğinizi htirmelisiniz. Bugün kumluk mevkiinde yaşayan vatandaşımız Mimar Sinan’ın eserinin köprünün tamamlanmasıyla birlikte Ak Parti ilçe başkanlığının varlığını hmiyor mu zannediyoruz. Veya boğluca deresinin üzerinde ki o tarihi köprüde Ak Parti ilçe başkanlığını hmiyor mu zannediyoruz. Ya da bir derenin dibinde sürekli su basan ahşap karakol binasının evrilerek, belli bir yerden gelerek Ziraat bankasının karşısında bir karakoldan Tekel binasına geçmesi, Tekel binasından da kiralık bir yere geçip, şimdi de muazzam bir Emniyet binasının yapılmasında ki Ak Partinin değerini, iktidarını ya da Ak Parti ilçe başkanlığını görmüyor mu zannediyoruz. Peki, jandarmanın atıl vaziyette kaç yıl önce yapılmış olduğu belli olmayan, dökülmek üzere olan bir yapıdan koskoca bir binaya geçmiş olması Ak Parti ilçe başkanlığını htirmiyor mu zannediyoruz. Bundan önce ki yapmış olduğumuz hizmetleri zaten anlatmıyoruz bile. 

“BENİ GÖRMEK İSTEYENLER SİYASİ MANEVRALARIN YAPILDIĞI, NUTUKLARIN ATILDIĞI, KULİSLERİN YAPILDIĞI YERLERDE DEĞİL, KÖY KAHVESİNDE KÖYLÜ YAŞLI AMCALARIN DERDİNİ DİNLERKEN GÖREBİLİRLER”

Ben Mutlu Bozoğlu olarak özellikle siyasi manevraların yapıldığı, nutukların atıldığı, kulislerin yapıldığı yerlerde oturan kalkan biri değilim. Mutlu Bozoğlu’nu görmek isteyenler sabah balıkçı kahvesinde görebilirler. Mutlu Bozoğlu’nu görmek isteyenler bir kooperatifin çalışmalarını izlerken, incelerken görüntü alabilirler. Mutlu Bozoğlu’nu görmek isteyenler bir köy kahvesinde, köylü yaşlı amcaların derdini dinlerken onu görebilirler.

“BİZİM MÜCADELEMİZ SOSYAL MEDYAYI HAYATININ BİRİNCİ SIRASINA OTURTMUŞ KİŞİLERİ MEMNUN ETMEK DEĞİL, HALKI MEMNUN ETMEK İÇİNDİR”

Sosyal medyayı hayatlarının içerisinde birinci sıraya oturtmuş kişileri memnun etmek adına mücadele ilçe başkanı olamayız. Bizim mücadelemiz Silivri halkını memnun etmek olmalı ve o yönde devam ediyoruz. Yoksa bu işin en kolayı odur. Takım elbisenizi giyersiniz çıkarsınız üç yerde parmağınız uzatarak fotoğraf verirsiniz, ondan sonra çalışıyor gözükür geriye gelir oturup kahvenizi içersiniz. Bu değil. Önünüze program alıp ders programı gibi uzun uzadıya çalışmakla olur. Telefon açıp rica etmekle olur. Randevu alıp gidip görüşmekle olur. Projeler hazırlamakla olur. Bu projeleri de kalkıp uygulama noktasında takip etmekle olur. O zaman şu yapalım. Mutlu Bozoğlu 15 gün çıksın basında, sosyal medyada, broşürde, pankartta gibi gibi durumlarda anlatsın ama hepsinin altı boş olsun. Bunu mu yapalım? Biz bunu yapmak için buraya gelmedik. Biz vatandaşa en iyi hizmeti sunmak için bu makamda, bu koltukta oturuyoruz. Ve bu makamda bu koltuğun ciddi manada yükünü ve ağırlığı da bilen isimleriz.

“BİRİLERİNİN SOSYAL MEDYADA GÖRMEK İSTEDİKLERİNİ DEĞİL, HALKIN HİSETMESİ GEREKEN İŞLERİ YAPIYORUZ”

2019 yerel seçimlerinde bir çağı kapatıp bir çağı açandır Silivri. Tüm Türkiye’nin göz bebeğidir Silivri. Tüm İstanbul’un göz bebeğidir Silivri. Çünkü İstanbul gibi bir yerde Cumhur İttifakının kazanmış olduğu yerdir Silivri. 24 tane Ak Parti belediyesi bir tane Cumhur İttifakı belediyesi olan yerdir Silivri. Biz bunun bilinciyle hareket ediyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın çok güzel bir sözü var.  Devlet yönetiyoruz devlet diyor. Bizde diyoruz ki ilçe yönetiyoruz ilçe. Bizim yapacak çok işimiz var. Birilerinin sosyal medyayı açtığı zaman görmek istediklerini değil, halkın hmesi gereken işleri yapmamız gerekiyor. Ben bu anlayışla yol yürüyorum, bu anlayışla ilerliyorum. Fotoğraf çekmek, fotoğraf yayınlamak kimseye fayda sağlamaz. Önemli olan o eseri ayağa dikmektir. Vatandaşa hizmet etmektir. 

“SİYASETEN HEDEF KOYARAK YOL YÜRÜNMEZ, HİZMET EDEREK YOL YÜRÜNÜR”

 Siyasetten kendinde gelecekle alakalı bir takım planları olanlar halkın hep gözü önünde bulunmak adına sosyal medyayı kullanırlar. Şu an benim gelecekle alakalı Silivri’de bir hedeflerim olsa, bir düşüncelerim olsa, bende bu şekilde yaparım. Siyaseten hedef koyarak yol yürünmez, hizmet ederek yol yürünür. Vatandaş seni takdir etmeli, sen kendini takdir ettiremezsin. Benim anlayışım bu, düşüncem bu. Kabul edilir ya da edilmez.

“BENİM ÇOCUKLARIMA BIRAKACAĞIM MİRAS SİLİVRİ’YE YAPILAN ESERLERDE OLAN KATKIDIR”

Nerde hata yapıyorsunuz, ya da yaptığınız hizmetleri çok iyi pazarlayamıyor musunuz diye sordunuz.  Ben bunu hata olarak görmüyorum. Benim etrafımda 10 tane fotoğrafçım yok. Kalkıp da lise çağındaki genç kardeşlerimizin video çekmeleri, sosyal medyada yayınlamaları gibi iş yapacak işimiz yok. Çünkü bizim buna ayıracak vaktimiz yok. Silivri’de yapılması gereken çok iş var. Ve bir hazırlık içerisindeyiz. Ak Parti seçim biter, seçim bittiğinin ertesi günü yarın seçim varmış gibi hazırlık yapar. Biz bu hazırlığı yapmak durumundayız, hazır olmak durumundayız, yarın seçim varmış gibi çalışmalıyız. Bu söylediklerimden erken seçim var manası çıkartılmasın lütfen. Bir kere Silivri’nin kanayan bir takım yaraları var. Bunlar bu dönemde çözülmedi. Ve yarın ben çocuğumun elinden tutup dışarıya çıktığımda benimde bu hizmetlerde naçizane katkım var diyebileyim. Ben bunun mücadelesi veriyorum. Kalkıp da bak oğlum ben sosyal medyada Silivri’nin en çok beğeni alan kişisiyim demek benim oğluma bırakacağım miras değil, bir gurur kaynağı değil. Benim oğluma vereceğim miras ve gurur kaynağı ancak ve ancak yapılan eserlerde olan katkıdır.  

“VATANDAŞIN KARŞISINA ÇIKTIĞIMIZ DA VERECEK CEVAPLARIMIZ OLMALI”

Yarın öbür gün vatandaşın karşısına çıkacağız. Vatandaşın karşısına çıktığımız zaman, biz size bir seçim verdik, bir görev verdik, bu görevde ne yaptınız diye sorduklarında verecek cevaplarımız olmalı. Bu cevaplar içinde bizim gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamız en önemli unsurlardan bir tanesi.

“İKİ TANE KÖYÜN YANYANA ADRESİNİ SÖYLEYEMEYEN İSİMLER KENDİLERİNDE SİZİ ELEŞTİRME HAKKINI GÖRÜYORLAR”

Şimdi öyle bir şey ki, maalesef Silivri’nin iki tane köyünü yan yana adreslerini söyle dediğimiz zaman söyleyemeyecek olan isimlerin kendilerinde siyaseten eleştirme hakkını gördüklerini görüyoruz. Bu eleştiri hakkını inanın görev verseniz iki tane koyunu güdemeyeceklerini de görürsünüz. Bakın tekrar söylüyorum, Cumhur ittifakının içerisinde seçimin kazanılmasıyla alakalı mücadele etmiş ve bu mücadele de Silivrili vatandaşının gönlünü almayı başarmış bir ilçe başkanı, bir ilçe yönetimi var. Bence bunu düşünerek hareket edilmeli, bunu düşünerek yol yürünmeli. Bu konuyla alakalı daha başarılı birileri de varsa, vatandaşın gönlüne daha fazla dokunmuş birileri arsa buyursun gelsin karşılıklı aleni ve açık bir şekilde konuşalım. Algı yapmak istenilebilir, algı yönetmek istenilebilir. Ak Partinin işi algı yönetmek değil, Ak Partinin işi hizmet etmek. Biz hizmet eden taraftayız. Hizmetle vatandaşa dokunan taraftayız. 

“HİZMET YARIŞINDA VARIM DİYEN İKTİDAR OLUR, BEN ALGI YÖNETİYORUM DİYEN DE ÇIKAR YENİLİR, ÇIKAR YENİLİR”

Silivri’nin 1992 yılından beri kanayan bir yarası var. Selimpaşa’daki  o yolun bir dönemeci, battı çıktı projesi. Ak Parti döneminde o battı çıktı projesi başladı. Büyük bir de ivme kazandı. Ne oldu, sonuç nerde? Hiçbir şey yok ortada, cevapta yok. İhalede iptal oldu, yarım kaldı. Büyükşehir battı çıktı projesini durdurdu. Silivri’nin kanayan yarası değil mi bu? Biz bunu yapmalıyız. Kalkıp da iki satır yazıyla, sağa sola laf söylemeyle, başkalarının sahada ki var olan gücünden ne koparırsam kardır, kendine paye toplamaya çalışmakla bu iş olmaz. Vatandaş algı istemez, vatandaş hizmet görmek ister. Hizmet yarışına varım diyen siyasi partiler ülkede iktidar olur, hizmet yarışında yok’um ben algı yönetiyorum diyen de çıkar yenilir, çıkar yenilir, çıkar yenilir, çıkar yenilir. Budur, bitmiştir yani. 

“GELİN SİLİVRİ’Yİ HEPBİRLİKTE DÜNDEN DAHA İYİ YERLERE BİRLİKTE TAŞIYALIM”

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Son olarak gerek Silivrilere, gerek partililerinize ne mesaj vermek istersiniz?

Mutlu Bozoğlu: Tüm Silivri halkına sesleniyorum. Gelin hep beraber bir olalım, beraber olalım, birlikte olalım, Silivri’yi dünden daha iyi bir hale getirip geleceğe taşıyalım. Çoluğumuza çocuğumuza, torunlarımıza iyi bir Silivri bırakalım. Bunu yapmak içinde mücadeleyi hep birlikte gerçekleştirelim. Şahsi düşünceleri bir kenara bırakalım, genel düşünelim. Silivri’yi daha iyi tanıtalım. Silivri’ye daha fazla insanın gelip katkıda bulunmasını sağlayalım. Silivri’nin çok daha fazla yerlerde anlatılmasını ve insanların buraya gelmek için hayalini kurduğu yer olması için mücadelesini yapalım. Bunu hep beraber yapalım. Bunu siyasetçisiyle de beraber yapalım, bunu esnafıyla da beraber yapalım, bunu gazetecisiyle de, basın mensubuyla da beraber yapalım, bunu sporuyla sporcusuyla beraber yapalım. Biz Silivri’yi öyle bir hale getirelim ki, işte Mutlu Silivri olgusu var ya, Mutlu Silivri yazısı var ya onu ciddi manada halka yansıtalım. Bunu yansıtmak için mücadelesini yapalım. Silivri’nin İstanbul gibi yanında bir nimeti var ve bu nimeti değerlendirmeli. İstanbul’dan çok fazla katkı almalı. Bununda hep beraber mücadelesini vermeliyiz.

“2001 YILINDAN BERİ AK PARTİ İÇİN MÜCADELE EDEN HERKESE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUM”

Parti mensuplarımıza da özellikle şunu söylemek istiyorum; hem 24 Haziran genel seçimlerinde, hem 31 Mart yerel seçimlerinde, hem de 23 Haziran da tekrarlanan seçimler de vermiş oldukları mücadele için bu röportaj fırsatı ve aracılığıyla çok ama çok teşekkür ediyorum. Çünkü hiçbir beklentisi olmadan, gecesini gündüzüne katarak mücadele eden ciddi manada parti mensubumuz var. Onların yapmış oldukları gerçekten yadsınamaz. Mutlu Bozoğlu veya yönetimi bunu tek başına başarması mümkün değil. Kendini Ak Partiye ait hissedenlerle olan bir şey bu. Ve o sebeple ben onlara vermiş oldukları katkıdan dolayı çok ama çok teşekkür ediyorum.  2001 yılından beri bu partiye oy vermiş, destek vermiş, görev yapmış, sandıkta mücadele etmiş, sokakta mücadele etmiş herkese ama herkese bu röportaj vesilesiyle çok teşekkür ediyorum.

“ŞAHSİ MENFAAT VE ÇIKAR HARİCİ HER TÜRLÜ DURUMDA BİZİM KAPIMIZ DA, GÖNLÜMÜZ DE HERKESE AÇIK”

AK Parti’nin kapıları da, gönlüde herkese açık olmaz zorunda. Çünkü Ak Parti bugün iktidarı temsil eden ve mazlumu temsil eden bir parti. Şu an Silivri’de Ak Parti İlçe başkanlığında şahsi menfaat haricinde, yapılabilecek bir işim vardı da yapılmadı diyen birinin çıkabileceğini ben düşünmüyorum. Şahsi çıkar ve menfaat harici her türlü durum için bizim kapımız da, gönlümüzde herkese açık. Hem partililerimize, hem de Silivri halkına gönlümüz de kapımız da açık.

 

TEK SORU-TEK CEVAP

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Evet başkanım Fatma Sarıbıyık Yıldırım röportajlarının en çok sevilen bölümüne. Tek soru, Tek cevap. J

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Türkiye?

Mutlu Bozoğlu: Bayrak.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: İstanbul?

Mutlu Bozoğlu: Ayasofya.

Fatma Sarıbıyık Yıldırm: Silivri?

Mutlu Bozoğlu: Silivri Aşk.

Fatma Sarıbıyık: Selimpaşa?  

Mutlu Bozoğlu: Selimpaşa huzur.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Osmanlı?

Mutlu Bozoğlu: Fatih Sultan Mehmet Han.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Atatürk?

Mutlu Bozoğlu: Cumhuriyet.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Aile?

Mutlu Bozoğlu: Çocuklar

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Ak Parti?

Mutlu Bozoğlu: Recep Tayyip Erdoğan.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Recep Tayyip Erdoğan?

Mutlu Bozoğlu: Mazlum coğrafyanın lideri

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Peki Fatma Sarıbıyık Yıldırım?

Mutlu Bozoğlu: Abla demek.

 

                    

   

Kaynak: Editör: Özel Haber
Etiketler: AK, PARTİ, SİLİVRİ, İLÇE, BAŞKANI, MUTLU, BOZOĞLU, SİLİVRİ, ÖZEL, HABER’E, KONUŞTU,
Yorumlar
Haber Yazılımı