Haber Detayı
24 Ağustos 2020 - Pazartesi 11:09
 
IŞIKLAR: HER ŞEY SİLİVRİ VE TÜRKİYE İÇİN
Silivri’de 2009-2019 yılları arasında belediye başkanlığı görevinde bulunarak hizmet eden bir önceki dönem Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Silivri Özel Haber’e konuştu.
SİYASET Haberi
IŞIKLAR: HER ŞEY SİLİVRİ VE TÜRKİYE İÇİN

 31 Mart 2019 tarihinde görevi devretmesinin ardından ilk kez Silivri Özel Haber’e konuşan Işıklar, 17 ayda neler yaptığını, hedeflerini, projelerini, kırgınlıklarını, üzüntülerini ve daha birçok şeyi paylaştı.

İşte Silivri Özel Haber Sitesi İmtiyaz Sahibi Gazeteci Fatma Sarıbıyık Yıldırm’ın sorulanı açık yüreklilikle cevaplayan Işıklar röportajı:

SİLİVRİ’DE DOĞDUM, SİLİVRİ’DE BÜYÜDÜM, SİLİVRİ’DEN BAŞKA BİR YERDE KALMADIM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Biz seni tanıyoruz, Özcan Işıklar’ın kim olduğunu biliyoruz. Ama takdir edersin ki yeni yetişen bir nesil var, ilçemize yeni taşınan insanlar var. Memuru’ndan tut vatandaşına kadar. Kısaca onlar için Özcan Işıklar kimdir?

Özcan Işıklar. Bu doğup büyüdüğüm bir yerde uzun yıllar siyasetin içinde olduk. Meclis Üyeliği, Başkan Yardımcılığı ve 10 sene Belediye Başkanlığı yaptım. Toplam Belediye ve Silivri’yle ilgili 20 yıl siyasi olarak hizmet görevlerinde bulundum. 2004 yılında emekli olmuştum aslında ama ondan sonra da çalışmaya devam ettim. Şimdi de emekli durumunda onu sürdürüyorum. Bazı teklifler ve birçok çalışmak isteği gelmesine rağmen şimdi bir dinlenme süreci, kendimizi toparlama,  uzun yıllar ihmal ettiğimiz işlerimi toparlamaya çalışıyorum. Silivri’de doğdum, Silivri’de büyüdüm. Silivri’den başka bir yerde uzun yıllar, uzun yıllar değil aylar bile olmadı gidip kaldığım.  Kaldığım başka hiçbir bölge olmadı.

BEN KENDİMİ SİYASETÇİ OLARAK TANIMLAMIYORUM, SİYASETÇİ BAŞKA BİR ŞEY

Silivri’nin uzun bir geçmişi var. 7 bin yıllık tarihi olan bir şehir. Silivri İstanbul için, Türkiye için aslında çok önemli fonksiyonlara sahip. Burada yaşayan biri olarak, burada doğup büyümüş biri olarak, eğitimi ne İstanbul’da yapmış ve Silivri’den hiç kopmamış biri olarak, ve de siyasetin içinde olmuş bir insan olarak sürekli Silivri’yi düşünmek gibi bir görevim olduğunu düşünüyorum. Allah insana bir vücut verir ona sağlıkla bak diye. Ona sağlıklı bakacaksınız, diri tutacaksınız. Sağlığınıza dikkat edeceksiniz. Neden? Allah bu vücudu size emanet etmiş. E Allah vücudun içinde beyin de emanet etmiş.  Bu beyini de çalıştırıp faydalı olmalıyız. Siyaset değil aslında bizim yaptığımız, ben kendimi siyasetçi olarak tanımlamıyorum. Siyasetçi başka bir şey. Biz çevresinde kendinden başkası içinde yaşamayı insanlar bir ilke olarak kabul edecek, bunu bir görev kabul etmesi lazım. Sadece kendimiz için yaşayamayacağız, yaşamamalıyız. Çevremiz içinde yaşamalıyız.  İçinde bulunduğumuz çevre de neler yapabiliriz, karınca kararınca herkes elinden geldiği kadarıyla ne kadarını yapabiliyorsa, ne kadarını düşünebiliyorsa bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum.

KÜÇÜCÜK BİR VİRÜS BÜTÜN DÜNYAYI TEK BİR ÜLKEYNİŞ GİBİ BİR ARAYA GETİRDİ, HERKESİ EŞİTLEDİ

Çünkü geldiğimiz bu pandemi sürecinden sonra dünyada artık tek başına yaşanmayacağını, küçücük bir mikrobun, küçücük bir virüsün bütün dünyayı sanki tek bir ülkeymiş gibi bir araya getirdiğini gördük. Dayanışma olmadan, sizin istediğiniz kadar paranız, pulunuz mülkünüz olsun, isterse milyar dolarlık servetler, milyon dolarlık tekneler olsun, denizin ortasında kalıp kıyıya yanaşamıyor.2 milyar nüfuslu Çin’de 2 kişi bir araya gelemiyor. 8 milyar insanı bir tane virüs ne hale getirdi. Herkesi nasıl eşitledi. Artık zengini fakiri, doğusu batısı, güneyi kuzeyi kalmadı. Herkesi eşitledi.

BİZİM DÜNYAMIZ SİLİVRİ

Demek ki bundan sonra bir ilçe olarak bakalım, Silivri’mize bakalım. Bizim dünyamız burada olduğu için bizim dünyamız da burası. Bizde burada bir şeyler yapılması gerektiğine inandığım için 2019’da göreve talip olduk. 2009 yılında da göreve talip olduğumda da aynı şeyleri düşünmüştüm.  

ÇOCUKLARIMIZIN HAYAT TERCİHLERİNİN SİYASETE TAŞINMASI GERÇEKTEN TUZUN KOKTUĞU YER

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Başkanım 2009 demişken burada hemen araya girmek istiyorum. 2019’da göreve talip oldunuz.  Çok uzun bir aday adaylığı süreci oldu. Geriye dönüp baktığınız da 2009, 2014 ve 2019. Üç aday adaylığı sürecinde 2019 yılında ki aday adaylığı süreci sizin için daha mı zordu?

Özcan Işıklar: Zordu ve yıpratıcıydı. Çünkü kişisel nedenlere dayandırıldığı için yıpratıcıydı. Orda açıkçası ben ölçülmedim.  Bir anlamda ölçülmek istenmedim. Sonra son bir açıklama yaptı parti ve çok ayıpladım. Bunu bütün kamuoyu ayıpladı. Ulusal basında da çokça yer aldı. Kişisel çocuklarımızın hayat tercihlerinin siyasete taşınması gerçekten tuzun koktuğu yer.

2019 SÜRECİ BENİM İÇİN GERÇEKTEN ÇOK ZOR VE ÇOK YIPRATICI OLDU

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Evet dünürler olarak hala ulusal basında ve Türkiye gündemindesiniz. Bunu gündeme getiren de sizin partiniz, CHP. Bunu nasıl değerlendireceksiniz?

Özcan Işıklar:  İşin kötü tarafı da bu. Bu çok ayıp, çokta kötü bir şey. Ben 1977 yılında 3’te 1 senato yenileme seçimlerinde bu partiye üye oldum ve 40 senedir ömrümün üçte ikisine yakın bu partide geçti. Çeşitli görevler aldım. Ben Muharrem beyle 2000 yılında tanıştık. 2000 yılından beri arkadaşız. Kendisi Yalova il başkanıydı, bende belediye başkan yardımcısıydım.   Yani eski bir arkadaşlığımız var. Çocuklarımız o zaman ilkokula gidiyordu. O zamandan bu yana tanışıyoruz. Yeni değil. Kaldı ki bir arkadaşlığımız yeni değil, iki benim siyasete girişimde yeni değil. Ben 3. Dönem aday olmuşum, 10 sene belediye başkanlığı yapmışım ve üçüncüye aday olmuşum bu partide. Zaten kendileri de itiraf ettiler, biz anketlere göre ve başarısına göre adaylaştırdık dedi. Bunu da kabul ediyorlar.

DÜNÜR OLDUĞU İÇİN DÜNÜRÜNÜ BİLE YAPTIK İFADESİNİ TALİHSİZ BİR AÇIKLAMA OLARAK KABUL EDİYORUM

Ama şimdi dünür olduğu için dünürünü bile yaptık diyor. Demek ki şunu tersinden okursanız dünür olduğu için yapmayabilirim de diyor aynı zamanda. Böyle bir yakalanmış oldu. Yani böyle bir ifade var. Bunun altından o çıkar. Dünür olduğu için yaptık, dünür olduğu için yapmayabilirdik diye de okunabilir. Bu kötü bir şey. Siz bir insanın başarısına, başarısızlığına, yöneticiliğine, o kente kattıklarına, vizyonuna bakmanız gerekirken tutup kişisel ilişkilere bakıyor olmak bu ilkel, arkaik bir şey.  Bu feodal bir ilişki, bu çok kötü tanım. Bizim ülkemize de yakışmaz, bizime de yakışmaz, bizim partimize de yakışmaz. Talihsiz bir açıklama olarak kabul ediyorum.   Ama 2019 süreci benim için gerçekten çok zor bir süreç oldu. Çok yıpratıcı oldu. Şu açıdan yıpratıcı oldu. Muharrem beyle ilişkilendirmesinden dolayı. Aslında Muharrem beyin burada uzak yakın hiç diyalogu da yok, katkısı da yok, zararı da yok. kesinlikle de hiç ilgilenmedi. Hiçbir parti yetkilisiyle de benimle ilgili konuşması olmadı, olması da mümkün değil. Çünkü gerek yok.

ADAYLAŞMA SÜRECİNİN UZUN SÜRMESİ  GÖREVDE OLAN BELEDİYE BAŞKANINI ÇOK YIPTATIYOR

2019 yılında ki süreçte ben parti MYK’sından çıkıyoruz. Parti meclisinde kapalı zarf oylaması yapılan İstanbul’da tek aday bendim. Kapalı oylama yapılıyor, kapalı oylamadan ret çıkartılıyor, genel başkan yetki alıyor ve sonra tekrar beni atıyor.Bu süreçlerde partinin MYK’sından çıkmış, Parti meclisinde direnç görmüş biri olarak sanki parti istenmiyor gibi bir algı yaratıldı. Parti istemese genel başkan mecliste başka bir aday gündeme getirirdi, getirmedi. Kendisi tekrar beni adaylığa atadı. Ama tabi bu doğal olarak görevde olan bir belediye başkanını çok yıpratıyor. 4,5 ay aday adaylığı sürdü ve 16 Şubat’ta aday açıklandı. O sürece kadar parti içinde kırılmalar oldu,kırgınlıklar oldu, küskünlükler oldu ve çok az  2600 civarında bir  oy kullanılmadı. Cezaevi de bu dönem oy kullanmadı. Tabi bu süreci zor bir süreç olarak yaşadık.

31 MART AKŞAMI SANDIKTAN ÇIKAN İRADENİN BAŞIMIZIN ÜSTÜNDE YERİ VAR

Ama ben şurada şunu özellikle vurgulamak istiyorum, her işte bir hayır vardır derler. Sandıktan çıkan sonucu kabul edeceksiniz. Ne mazereti olursa olsun. Bu sonucun hiçbir mazereti yok. Onlar kapandı gitti. 31 Mart akşamı sandıktan çıkan iradenin başımızın üstünde yeri var. Ve bu arkadaşımızda bu görevi yapacak. Kim ne derse desin, demokrasi böyle bir şey.  Ben kazanırken, halk bana çok büyük destek verirken iyiydi de, bu dönemde yüzde bir ile kaybettim demek doğru değil. 

BEN BİR HEZİMET YAŞAMADIM

Ben bir hezimet yaşamadım. Çokta ciddi bir oy aldım. Benim çevremde Trakya’da benim aldığım oyu alamayıp seçim kazanan da var. Halkın sahsıma olsun, Cumhuriyet Halk Partisine olsun o kadar yıpratılmak istenmeme rağmen gene de teveccüh gösterdiği görüyorum. Bende nasıl bir görev alıyorum burada? Demek ki senin yaptıklarını kabul ediyor halkımız, beğenmiş, o konuda bir vefa göstermiş. Bende bunu devam ettirmek istiyorum bu düşüncelerimi. Silivri için görev yapmak için illa görevde olmak şart değil ki. Bundan sonra görevde olmayabilirim, hiçbir görevimde olmayabilir, ama Silivri için düşüncelerimi görüşlerimi, faydalı olması istediğim, ya da hatalı bulduğum, yada yapılmasını istediğim şeyleri gelip söylerim. Bu benim görevim. Çünkü vatandaş bana 20 yıl böyle bir görev vermiş. Silivri hakkında düşüncem varsa çıkar söylerim.

BENİM İÇİN BÜYÜK BİR HAYAT DERSİ

Fatma Sarıbıyık Yıldırım; 31Mart 2019 tarihi itibariyle göreviniz sonlandı. Seçimle gelmiştiniz, seçimle de gittiniz. O süreçten bu güne kadar Özcan Işıklar neler yaptı, kendini dinleyip neleri kafasında oturttu mu, dostu düşmanı, vefayı vefasızlığı analiz edebildi mi? O süreçten bu sürece kadar karşıdan baktığınız da keşke şunları da yapmasaydım,  ya da şöyle yapsaydım daha doğru olurdu diye düşündüğünüz oldu mu? Kişilerle ilgili iletişim noktasında insan görevdeyken kim dost kim düşman bilemiyor.  Bazen yanında sandığın kişi karşında olabiliyor. Özcan Işıklar 31 Mart 2019 tarihinden bu güne kadar kendini dinledi mi ve o süreçten bu güne kadar neler yaptı?

Özcan Işıklar: Çok güzel bir soru. Gerçekten benim büyük bir hayat dersi bu. Ben daha önce 10 yıl görev düşünmüştüm ve ondan sonra da bırakmayı düşünmüştüm. 3. Dönem adaylığım çok zorlama oldu. Yani başka şartlar, başka koşullar altında olmasını çok isterdim. Benim zoraki bir tercihim oldu 3. dönem. Çünkü düşünmüyordum 3. dönemi. Ama şartlar öyle getirdi.  o şartları konuşmak istemiyorum, çünkü çeşitli sebepleri var. Ama  o tarihten sonra ben şunu fark ettim. 2002 yılında AK Parti iktidara geldi ve 18 yıldır da iktidarda.  Şimdi Türkiye’de bazı yönetimlerin, belediyelerin, yerel yönetimlerin siyasallaştığını fark ettim. Her şey belediye. Belediye hayatın merkezi haline geldi. Bu neden öyle oldu. 2009 yılında belde belediyeleri kapandı, tek bir tane kaldı. 8 tane belediye başkanı vardı Silivri’de, birdenbire 1’e düştü. O da benim. Bütün beklenti üstümüze yığıldı. 8 tane belediyeyi teslim almak bugün düşünüyorum inanın Türkiye Cumhuriyeti tarihinde böyle bir şey her zaman olmaz. Çok köklü bir değişiklik oldu bizim zamanımız da. 8 belediyeyi teslim alıyorsunuz ve bunları harcı borcu, geçmiş yazışmaları, 50 yıllık belediyeler….Orada olan vatandaşın beklentileri, talepleri ve hepsini bir yere topluyorsunuz. Yaklaşık 340-350 kişi belediyeye personel aldık. Her müdürlükten 8 tane var, onları teke düşürmek ve şehri bir yapmak… Burada çok zorluklar yaşadık. Bazıları kırılmıştır bana. Hatalarımızda olmuştur ama ben şu sürecin 2009’la 2014 çok sessiz sakin, hiçbir zaman geriye dönük devri sabık yaratmak asla düşünmedim.

ALLAH HEPSİNDEN RAZI OLSUN

8 tane belediye başkanımızın hiç biriyle tartışmam dahi olmamıştır. Buna kamuoyu şahit. Seçimler de yaşadık. Hatta bir tanesi Çanta belediye başkanı Tahir Sert arkadaşımız karşımda aday oldu. Şimdi bugün hala görüşüyoruz. Hüseyin Turan arkadaşım, o benim kardeşim aday oldu. Onunla da görüşüyoruz. Hiçbir diyalogda kopukluk yok.  Gümüşyaka belediye başkanımız, Selimpaşa belediye başkanımız, Değirmenköy belediye başkanımız, Çanta belediye başkanımız, bu belediye başkanlarımız hepsi hayatta. Burada yaşıyorlar. Bir tanesiyle tartışmama olmamıştır, geriye dönük hiçbir işlem yaptırmamışımdır. Ben yargıç değilim, ne yapıldıysa teslim aldım. Teslim aldıktan sonra baktım ki başarılı işler yapmışlar,Yok canlarıyla o beldelere hizmet yapmışlar, hepsinden Allah razı olsun.

İLK 5 YILDA BELDELERİ DEVRALDIM, İKİNCİ 5 YILDA KÖYLERİ ENTEGRE ETTİM

İkinci dönemde de aynı şekilde bu sefer köyle kapandı. 13 tane de köy teslim aldım. 13 tane köy beldelerden daha kolay olur diye düşünürdüm ama 13 tane köy, 80 yıllık 90 yıllık köylerin bütün geçmiş davaları var, hazine davaları var, vatandaşın 2b’leri var, tapu sorunu var, arazi sorunları var, köylerimizin beklentileri var. Bugün bile hala devam eden sorunları var. Onları birden bire üstümüz de yük olarak, 220 kilometre kare köylerin alanı var. Büyükçekmece belediyesinin yüz ölçümü 270 kilometre kare. Yani biz Büyükçekmece kadar bir de köyleri teslim almışız.  İki ucu 55 kilometre, 42 kilometre sahili olan,900 kilometre kareye yakın koskoca bir şehri 10 yılda, ilk 5 yılda birleştiriyorum, ikinci 5 yılda da köyleri entegre ediyorum.

SİLİVRİ’DE KÜÇÜK BİR AZINLIK SANKİ BELEDİYECİLİK ONLARIN ETRAFINDA, KENDİ ÇEVRELERİNDE DÖNDÜĞÜNE İNANIYOR

Bu süre içersinde sorunuza gelirsem, birçok dostum, arkadaşım, beraber çalıştığım arkadaşlar oldu. Beldelerden gelen arkadaşları belki değerlendirebildik, belki değerlendiremedik. Çünkü aynı birimde 8 tane müdür var. Mümkün değil aynı birime 8 kişiyi müdür yapmak.  Birinden biri müdür olacak, diğeri kırılacak. Beklide içinden serzenişte bulunuyor ben daha çok hak ettim diye. Orda bir kırılma oluyor doğal olarak. Ama esas sorunuzun can alıcı noktası şura da . Vatandaş belediyeleri belli bir dönemden sonra maalesef herkes için söylemiyorum, tenzih ediyorum, Silivri’de küçük bir azınlık hayatın merkezi, sanki belediyecilik tamamen onların etrafında, kendi çevresinde döndüğüne inananlar buna çok zarar veriyor.

BELEDİYEYİ İŞ BULMA YERİ, YA DA İMKÂN SAĞLAMA YERİ GİBİ KİŞİSELLEŞTİRDİĞİNİZ ZAMAN KIRGINLIKLAR BAŞLIYOR

Belediyeler kamunun bir parçası. Belediyeler aslında devlette değil, özel sektörde değil. İkisinin de karışımı olan bir yer. Belediye hayatı kolaylaştıran, güzelleştiren, bizim yarınlara umutla bakabilmemizi sağlayacak fırsatları şimdiden görüp ona göre hazırlık yapan bir kurum olması lazım. Ama biz belediyeyi öyle görmüyoruz.  Anlık günlük iş bulma yeri gibi, ya da bana imkân sağlama yeri gibi kişiselleştirdiğimiz anda bu sefer kırgınlıklar başlıyor beklentileri bulamayınca. 

TOPLUMSAL TALEPLERİ BİR ŞEKİLDE KARŞILAYABİLİYORSUNUZ, AMA KİŞİSEL BEKLENTİLERİ KARŞILAMAK MÜMKÜN DEĞİL

Silivri İstanbul’un yerellik taşıyan en önemli ilçelerinden biri. Kimde kaldı bu yerellik? Bir Çatalca’da kaldı, bir Silivri’de. Kısmen de Büyükçekmece’de var. Bizim burada yerel diyaloglar hakim, çok daha bakir. Kozmopolit bir yapısı yok. Arazisinin genişliği, nüfusunun dağınık oluşu bu yerelliği de koruyor. Bu güzel bir şey, bundan hiç vazgeçmememiz gerekiyor. Ama ne yapıyorsunuz bu ara, ister istemez karşınızda aldığınız bir takım kararlardan hoşnut olmayan insanlar var. Onlarla karşınızda oluyor… Ve bunlar genellikle kişisel talepler oldu. Çoğunluğu kişisel. Toplumsal talebi bir şekilde karşılıyorsunuz, ama kişisel talepleri karşılamak mümkün değil. Çünkü öyle bir imkân yok.

İNSANLARIN İKİLİLİK TAŞIYAN YAPILARI SİZİ YANILTIYOR

Şimdi bu taleplere yükselen beklentiler ihtilali deniyor siyasette. Çünkü tek belediye başkanı kaldığınız da sizin üzerinize yüklenen beklentide yüksekse eğer, bunun adı yükselen beklentiler ihtilali haline geliyor. İnsanlar bu sefer kişisel beklentileri karşılanmadığı için size tepki göstermeye başlıyor. İlle maddi manevi anlamda demiyorum. Yani yönetime katılmak, kararların içinde yer almak, daha görünür olmak, size daha yaklaşmak, size daha yakın olmak gibi. Bunları bekleyen insanlar var. E tabi hepsini de karşılamanız mümkün değil.  Bunu zaman içinde anlamıyorsunuz, bazılarını görme şansınız olmuyor. İnsanların dualatik, yani ikililik taşıyan yapıları sizi yanıltıyor. Siyasete göre davranıyor. Bunlar çok tehlikeli. Ben bunları isimlendiremem. Zaten toplum bunları biliyor. Bunları isimlendirmekte doğru değil, şıkta değil. Ama toplum bunları çok iyi biliyor. Bunlar çok yanlış şeyler. 

HATASIZ İNSAN YA DOĞMAMIŞTIR, YA DA ÖLMÜŞTÜR

İşte bir gün herkes görevini yapıyor ve görevi bitiyor. Bana göre hatasız insan ya doğmamıştır, ya da ölmüştür. Hata hepimiz de var. Hatasız insan ararsanız yok. ya ölmüştür, ya doğmamıştır. Hatasız bir kul bulamazsınız. Hepimizin hataları olabilir. Ama işin temeline, özüne şuradan bakmak lazım; bu memlekete zarar verdik mi, bu memleketin dokusunu bozduk mu, bu memleketi yaşanmaz hale getirecek bir kararlarımız var mı? Allah’a çok şükür vicdanım rahat.

ARADA KOPUKLUKLAR OLMUŞTUR

Tabii ki bende geriye bakıyorum ve bazı şeylerin daha teknik bir ekip, daha böyle entelektüel bir yapıya taşıya bilirdik. Diyalogları arttırıp, Sivil Toplum Kuruluşlarının buna girmesini sağlayan bir alan daha açabilirdik. Ama belediye kanunu maalesef kent meclisleri, ondan sonra 5293 sayılı kanunu çıkmasıyla kırıldı ve daraltıldı. Sistemde buna müsait olmayınca, birleşmeyle beraber gelince çok ciddi bir alan büyüdü. Arada belki kopukluklar olmuştur. O diyalogları alalım diye mahalle meclislerini kurduk. Yeterince karşılayamadığımız da oldu.

BENİM SEVAPLARIM GİZLİ, KUSURLARIM ALENİ

Şimdi beraber çalıştığım arkadaşlar hepsine çok teşekkür ederim. Hepsinden Allah razı olsun. Ama tabi ki kırdıklarım da olmuştur. Fakat bunların hiçbir tanesine kırgınlığım yok. Çünkü benim öyle bir yapım yok. Silivri’nin 95’i beni tanır. 10 yıl belediye başkanlığı yapmışım, 10 yıl da öncesi var 20 yıl. Beni herkes tanır bilir. Ben bütün zaaflarıyla, hatalarıyla günlük yaşadım herkesin gözü önünde. Ne yaptıysan aleni. Benim sevaplarım gizli, kusurlarım aleni oldu. Herkes rahatlıkla facebook’da olsun, sosyal medyada olsun beni eleştirebiliyorlar, yüzüme söylüyorlar. Ben bunların hiçbir tanesine cevap vermedim. Yani takılmıyorum böyle şeylere. Çünkü denize giren ıslanır misali bu eleştirilere alışacaksınız. Kimisi sizi tarif edebilir, kimisi hiç hak etmediğiniz eleştirileri yapabilir. Benimde hiç hak etmediğim eleştiriler oldu. Ben eleştiriyi şöyle kabul ediyorum; sizin özeliniz, aileniz, çoluğunuz çocuğunuz, günlük yaşantınızın dışında neleri yaptım, neleri yapamadım. Bu çok normal. Ama kişisellik taşıdığı zaman onu tabi ki içinize sindiremiyorsunuz. O sizin canınızı yakıyor, üzüyor.

BENİM GÖNLÜM KARACA AHMET MEZARLIĞI GİBİ, ORAYA KİMLERİ GÖMDÜM

Birde tabi bu süreçte neler yaşadınız derseniz?  Demirel’in çok güzel bir lafı var. Benim gönlüm Karaca Ahmet Mezarlığı gibi, oraya kimleri gömdüm demişti. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. İnsanın gönlü böyle. Ben insanlarda şunu gördüm. Ben insanlar da olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi kabul edip tanımak istedim hep 10 yıl boyunca. Hiç olduğuna bakmadım, sorgulamadım. Benim zaaflarımda anlık, kırgınlıklarım da. Hemen dışa vurur söylerdim. Kırgınlığımı da söylerdim, teveccühümü de söylerdim. Başkaları için zor olmamak için, etrafta zor olmamak için kendinizi o kadar sıradanlaştırıyorsunuz ki, insanlar sizi daha sonra gereksiz bulmaya da başlıyor. Böyle de bir sıkıntı yaşıyorsunuz.

TEK SIKINTI SAMİMİYETSİZLİK

Ben telefon numaramı 26 yıl önce aldım ve 26 yıldır aynı numarayı kullanıyorum. Herkes bana ulaşabilirdi. Şimdi bir insanın size kızabilmesi için sizinle bir hikâye yaşaması lazım. Sizin sokaktan karşıdan geçen birine kızma şansınız var mı? Yok… Demek ki benim herkesle diyalogum olmuş, iyi veya kötü. Şimdi onları tamir etme zamanı oldu bu bir buçuk sene. Nerelerde hata yaptım. Ben Fatma’yla da tartıştım. Fatma’yla da gerildiğimiz günler oldu. Ama ben Fatma’yla ilgili kalbimde hiçbir zaman kötülük taşımadım.  Eğer öyle olsaydı burada karşılıklı oturamazdık. Bunu başka bir isim kullanmamak için örnek veriyorum. Ama ben Fatma’da şunu gördüm; o da Silivri’ye aşık, o da Silivri’yi benim kadar seviyor, o da insanlarını seviyor, o da burada bir hayata tutunmuş Silivri için bir şeyler yapmak istiyor. Hepimiz bir şey yapmak istiyoruz. Bu hatalarımız da görmemiz lazım. Bana bu dönem bunları gözden geçirme fırsatı yarattı, samimi duyguları anlattı. Samimi olarak insan bir şeyi söylediği zaman karşısında kine zarar vermiyor. Yeter ki arada samimiyet olsun. Tek sıkıntı samimiyetsizlik. Sizin yanınıza gelip o dönem görevde olduğunuz için sırf görevden dolayı size yakınlık gösteren insanlar bu dönemde açığa çıkıyor maalesef. Toplumda bunları görüyor zaten. işte bunlardan arınmak lazım. Siz başarılıysanız yanınızdayken bile bunu söyleyecek samimiyeti, yakınlığı kaybetmemeniz lazım. Ben bunu gördüm, ben bu eleştirileri çok aldım kamuoyunda ve basında. Her gün benimle ilgili yazılıp çiziliyordu. Doğru olanları alıyordum, ama kişisel olanları bir kenara koymak lazım. Kişisel olanları onları konuşmak bile istemiyorum. Birini itibarsızlaştırmaya çalışırsanız kendiniz itibarlı hale gelemiyorsunuz. Daha da kötü hale geliyorsunuz. Çünkü rüzgâr kayadan ne koparabilir? Hiçbir şey koparamaz. Benim olmadığım bir şeyi bana yazarsanız, söylerseniz o bana bir artı katar. İlk anda belki insanlar bakar a öyle mi diye düşünür ama zaman içinde tanıyan bilen bilir ki ben burada yaşıyorum buradayım.

HALK  BANA MUHALEFET GÖREVİNİ  VERDİ

Dediler ki işte seçimden sonra kaçacak, gidecek bilmem ne dendi. 17 ay oldu ben buradayım. Allah ömür verdikçe de burada olacağım. Mezarımız da burada, dedemizde, soyumuz sopumuz da burada. Burada yaşayacağız ve Silivri için düşünmeye, kafa yormaya, Silivri’yi geleceğe taşımak konusunda çalışacağız. Ben hep söylerdim bir insanın memleketine hizmet etmesi için ille belediye başkanı olması gerekmiyor. Vatandaş olarak da üzerimize düşen ne görev varsa onu yapmaya devam edeceğiz. Kaldı ki benim üzerim de şu anda kimse farkında değil 2019’da seçime ben girdim, vaatler verdim. Şimdi onların takibi de var. Bunları takip etmek benim görevim. 2024’e kadar benim görevim devam ediyor. İktidarı varsa muhalefeti de var bunun. Ben seçime girmişim, bir şeylerin olmasını vaatlerini vermişim, diğer arkadaşımız da bir şeyler söylemiş, vaatlerde bulunmuş. Onun yaptıklarını ben izlemem lazım. Çünkü toplum bana o görevi verdi. 44 bin kişi sende bunu izleyeceksin, takip edeceksin dedi. ve bunu metanetle, büyük bir sakinlikle izliyorum.

VOLKAN YILMAZ  17 AYDIR BÜYÜK BİR GAYRET İÇERİSİNDE ÇALIŞIYOR

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Muhalefette olma görevi verilmiş biri olarak Volkan başkanı izlediğinizi ve takip ettiğinizi söylediniz.  Nasıl buluyorsunuz Volkan Yılmaz başkanın çalışmalarını?

Özcan Işıklar: 17 ay oldu ve büyük bir gayret içinde olduğunu görüyorum. Büyük bir gayret içerisinde çalışıyor. Kamuda devamlılık esas. Benim görev yaptığım dönemde daha önce belediye başkanlığı yapmış arkadaşlarımızla diyaloğum neyse görevde olan arkadaşımız içinde aynıdır. Önemli olan Silivri’’nin menfaatleri, önemli olan Silivri’ye zarar gelmemesi.   

VOLKAN BEYİN YAPMAK İSTEDİĞİ ŞEYİ GÖRÜYORUM VE ÇOKTA MEMNUNİYET DUYUYORUM

Şunu anlamak lazım biz Silivri’yi nasıl gördük. Ben Silivri’yi şöyle gördüm. 2009 yılında göreve geldiğimde büyük bir memleket haline geldi. Bir günde belediyeler kapandı ve koskocaman 3 tane belediye çıkar içinden. Türkiye’de ki birçok ilden büyük Silivri var önümüzde. Şu anda 400 binden fazla insan yaşıyor Silivri’de. Bakmayın tabelada ne yazdığına. Yazın bu nüfus bir milyona çıkıyor. Silivri böyle bir yer. Ve bir milyon hedefine de çok yakın bir zamanda da gidecek. Özellikle bu pandemi döneminden sonra İstanbul’da, o sıkışık yerde yaşamak istemeyenler buraya daha çok akın ediyor. Şimdi  yeni yönetimin, Volkan beyin yapması gereken şeyi görüyorum ve çokta memnuniyet duyuyorum. Gıda Bankasını devam ettiriyor.  Kariyer ve İstihdam Ofisini devam ettiriyor. TÜRAM’ı devam ettiriyor. Tarım Lisemiz devam ediyor.  Mahalle Konseylerimiz devam ediyor mu onu tam izleyemedim ama Mahalle Temsilciliklerimiz devam ediyor. Engelli ve Yaşlılar Koordinasyon Merkezimiz devam ediyor. Volkan bey bunları üstüne katarak devam ettiriyor. Önemli olan konuda bu.  2009’da bunların hiç biri yoktu. 2009’da biz bunları kurduk. Şimdi bize düşen madem bunları kurduk, denedik, toplumun faydasına olduğunu gördük, Volkan arkadaşımız da 17 aydır yönetiyor,deniyor, bu kurumları alıp bunları kurumlaştırmasını, daha büyük  hale getirmesini devamlılık açısından ben beklerim.  TÜRAM’da yapılan çalışmayı, Silivri’nin bir tarım vizyonunu, gıda vizyonunu ve Gıda Teknolojileri  vizyonunun devamını beklerim. Bu olması gereken bir şey.

AVRUPA’DAN BİZE FAYDA YOK, BİZ BİRBİRİMİZE DAHA ÇOK LAZIMIZ

Silivri’nin 7 bin yıllık tarihinin, din ve kültür turizmi değerlerinin açığa çıkması, bunun gelire ve geleceğe tahvil edilmesini beklerim. Silivri’nin kıyı balıkçılığı dediğimiz, 42 kilometre sahilinin iç turizme açılmasını beklerim. Zaten bize Avrupa’dan fayda yok. Aldığımız haberlerle bize kapıları da kapattılar artık. Normal vizesi olan bile giremeyecek. Bu demektir ki biz kendimize, birbirimize daha çok lazımız şimdi. Yanı başımızda 16 milyon İstanbul yaşıyor. Onları buraya getirip, günübirlik olsun, sezonluk olsun iç turizmi canlandıracak bir konuma getirmemiz lazım. Nedir bunlar? Silivri’nin imarını bozmamamız lazım.7 bin yıllın getirdiği tarihi dokuyu, mirası bozmamamız lazım. 500 kilometreye yakın tarım toprağımız var ve burayı Tarım ve Gıda Silikon Vadisi haline getirmemiz lazım.  Çünkü 16 milyon alıcı yanımızda ve 30 kilometre de mesafemiz var.  Seracılıktan tutun katma değeri yüksek ürünler üretilip, halka sunulmalı.

SİLİVRİ’NİN ÖNEMİ İSTANBUL İÇİN PAHA BİÇİLMEZ DÜZEYDE

Şu pandemi döneminde anlaşıldı ki Silivri’nin önemi İstanbul için paha biçilmez düzeyde.  Silivri ve Çatalca İstanbul için çok önemli. Neden, çünkü topraklarımız var. Ve bu topraklar Allah vergisi bir zenginlik kaynağı. Demek ki, hep sözlerdim bizim zenginliğimiz yerin altında değil, yerin üstünde. Onun için burada ki projenin devam ettirilmesi, ama Arge’ye dönük çalışmaların yapılarak devam ettirilmesi lazım. Yani biz balık vermek yerine balık tutturmayı öğretmek ve onun teknolojisini öğretmemiz gerekiyor. Çünkü dünya tarım dönemine geçtiği için teknolojisi yüksek, akıllı tarım dediğimiz de şu anlamı çıkıyor; teknoloji gerekiyor, bilgi gerekiyor, eğitim gerekiyor ve bu konuda alt yapısını tamamlamamız lazım. Bölgemizde hayvancılığı geliştirecek adımlar atılması lazım. Ve katma değeri yüksek tarım alt yapılarını oluşturmamız lazım. Buda TÜRAM’da mevcuttu.

TÜRAM’DA BİZ 10 YIL ÜRÜN EKMEDİK. ÇÜNKÜ…?

TÜRAM’da biz 10 yıl ürün ekmedik. Neden, gübre atmadık çünkü. O toprağa gübre atılmaması lazım. Siz hastaneye giderken doktor size yarın tahlil yapacağım aç karnına gelin diyor. Neden, bir şey yeme çünkü bakacağım vücudunda ne var. E o toprağa da gübre atılmaması lazım. Ama gübre atıldı şu anda. Orada 10 yıllık boşuna emek. Orada ilaç atmamak lazım, orada deneme yapılması lazım. Orda bir yanlış anlaşılma var. Ben sanıyorum ve onunda düzeltileceğini düşünüyorum. Orada katma değeri yüksek, hep sebze, sebzenin yanı sıra tahıl ürünleri ekilmeli. TÜRAM’da bunun küçük küçük örneklerini yapacağız, orada ne ekersek ne alırız denemeleri yapılacak, çiftçimiz görecek ve tarlasında uygulayacak. Uygularken de onlara biz ne verebiliriz diye düşüneceğiz.

İSRAİL’İN TRAKYA KADAR TOPRAĞI YOK AMA TOHUMU ORADAN ALIYORUZ

Şu anda İsrail tohumuna biz mahkûm olmuş durumdayız. 2006 yılından itibaren Türkiye’de yerli tohum ekmek KARGİ kanunuyla yasak. Yasak şu anda ve hepsi hibrit tohumu. İsrail tohumuna şu anda muhtacız. Bir karış toprağı olmayan İsrail’den bugün tohum alıp, ayçiçeği veya tahıl üretimi yapılıyorsa ve yapıyorsak biz bunu sorgulamamız lazım. İsrail’in Trakya kadar tarım toprağı yok. Silivri’nin bir Eğitim Bilişim Teknoloji alanı hala duruyor. Tarım Teknopark’ı alanı duruyor. Bun ne demen, bunların hepsini bir araya topladığımız da tarım ve gıdanın silikon vadisi demek.

VOLKAN BEY HİÇ BEKLEMESİN!

Ben geçenlerde Volkan beyin bir demecini okudum. Bir Tarım ve Yaşam Bilimleri Üniversitesi, Tarım Teknopark’ı kurulması konusu. Çok elzem, hiç beklememesi lazım. Gümüşyaka’da yerimiz var, bunun üzerine gitmemiz lazım. Bir Tarım ve Yaşam Bilimleri Üniversitesi demek, burada hayvancılığı sağlayacak.  Köylerimiz de istihdam yaratacak, Bu topraklarda tekrardan katma değeri yüksek bir zenginlik fışkırtacak. Şimdi acilen Tarım ve Yaşam Bilimleri Üniversitesinin üzerine gitmemiz lazım. Oradaki ileri teknoloji alanı, Eğitim alanı, bir de Tarım Teknopark’ı (TTP) sadece İstanbul’un Silivri’sinden. Bu çalışmayla Silivri’yi tarımın ve gıdanın silikon vadisi haline getirebiliriz ve Türkiye’ye büyük bir enerji yayabiliriz. 

 

BİZİM KLASİK TARIMDAN ÇIKMAMIZ LAZIM

Bunu yapmasak eğer çiftçimiz bu sene gördüğümüz gibi, rekolite düşük, ürün düşük ve seneye ekilemeyecek duruma gelecek. Çünkü maliyeti kurtarmıyor. 250- 300 kilo tahıl aldığını duyuyorum. Biz klasik tarımdan çıkmamız lazım. Klasik tarımı yapacak Anadolu’muzda Harran Ovası var, Konya Ovalarımız var. Tahıl üretimi daha çok o bölgelerin uzmanlık alanı. Bizim katma değeri yüksek ürünleri, kent merkezli tarım yapmamız lazım. Kent çevresi tarımı geliştirmemiz lazım. Burada bu kadar emek boşa gitmesin. İşte eğitimleri lazım, işte liseyi onun için kurduk. Ara eleman lazım, yüksek kapasiteli üretim yapmak için teknoloji lazım. Bunun göre gör eğitimlerini orada gelip o örneği alacağız ve bütün Silivri’ye yayacağız. TÜRAM böyle bir yer.

ÜRETMEZSEK HAZIRA DAĞ DAYANMAZ

TÜRAM’ın hafızasında  Namık Kemal Üniversitesi, Yeditepe Üniversitesi  ve Bezmialem Üniversitesinde orada nelerin üretilebileceğinin, hangi ürünlerin burada tohum geliştirilebileceğinin konusunda ki bilgiler duruyor. Bu bilgiler alınıp, orada küçük küçük örnekler yapılıp, orada tohum örnekleri geliştirilip köylümüze dağıtmamız gerekir. Yoksa arpa ekelim tamam ama arpa ekilecek 7 bin dönüm hazine arazisi  var.TÜRAM Bir Arge merkezi. Orada sadece arpa değil, Arıcılar Derneğinle konuşabilirler İstanbul’daki. 1500 çeşit florası olan bir yermiş Osmanlı döneminden bugüne. Korkunç bir rakam. 16 milyon hemen yanımızdan. İnsan yana yakıla bizden gıda bekliyor. Kaliteli üretim, nitelikli üretim ve katma değeri yüksek üretim yapsak alıcısı hemen hazır. Burada belediyenin yapacağı şey kolaylaştırıcı, yol açıcı, yol gösterici rolünü oynaması lazım. Yoksa ben bir metayı, bir ürünü üreteyim köylüye dağıtayım, bu yöntem değil.  Biz köylüye nasıl neyi üreteceğini, üretimi nasıl yapacağını, tohumunu, bilgisini,  bilgi birikimini anlatmamız, onu vermemiz lazım. Yoksa hazıra dağ dayanmaz.

KÖYLERDE ŞU AN İKİ TAVUK BİLE BAKAMAZSINIZ, ÇÜNKÜ MAHALLE OLDULAR

Silivri’de Hayvancılık Enstitüsü de kurulması lazım. Hayvan kreşleri oluşturmamız gerekir köylerimiz de. Şimdi köylerimiz diyoruz çok güzel, ama köylerimiz mahalle oldu. Köylerde şu anda 2 tane tavuk bile bakamazsınız, sera yapamazsınız. Çünkü yasak. Onlarda artık mahalle. Nasıl Piri Mehmet Paşa Mahallesinde inek bakamazsanız, Çayırdere mahallesinde de bakamazsınız. Çünkü yöntem olarak mahalle oldu.

TARIM İLE İLGİLİ YENİ BİR YASA TEKLİFİ ÜZERİNDE ÇALIŞIYORUZ

Şimdi yeni bir yasa üzerinde ne yapıyorsunuz diye sordunuz. Bir buçuk yıldır yeni bir yasa teklifi üzerinde çalışıyoruz. Bunu İzmir’de de çalıştık, Ekrem beyle de görüşüyoruz o konuda. Kentsel Tarım Alanı olarak yer değişikliği yapılması lazım.  Böyle bir fonksiyon değişikliği yapamazsak eğer, yapılmazsa çünkü büyük ova kanunu bizim dönemimizde çıktı. Hükümet çok güzel bir karar aldı ve büyük ova kanunu çıktı. Türkiye’de ilk defa Tarım Sit Kanununu Silivri olarak gündeme biz getirdik, ben getirdim. Tarım Sit ne demek dediler. Herkes biz topraklarımıza bir şey yapamayacak mıyız dediler. Asla değil. Bugün Tarım Sit kavramını da ilk defa  Silivri gündeme getirdi.  Tarım Sit anlamı şu anlama geliyor; Mutlak tarım. Ve o arsalara enerji gelecek, altyapı gelecek, yol gelecek ve bunlar birer tarım arsası gibi 20 dönümlük alanlar haline gelecek. Bunun 102unu deposu ve işletme alanı olacak, geri kalanı da mutlak tarım ve sonsuza kadar tarım alanı olarak kalacak.

VOLKAN BAŞKANA YAPTIĞI HER HİZMET İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM

Bu büyük bir fırsat Silivri için. Bunun üzerine gitmesi gerekiyor. Ben bu ışığı onda görüyorum.  Şimdi Volkan beyin bir çaba içerisinde olduğunu görüyorum.  Tabi ben aynısını yapmasını bekleyemem. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Herkesin farklı misyonu, vizyonu, görüşü, dünya görüşü farklı. Ben kendisine 2 Nisanda mesaj attım ve kendisine baştan teşekkür ettim. Dedim ki bu yola böyle devam edin, ve Silivri’nin böyle bir vizyonu var. Tüm Türkiye bu vizyonu tanıyor. Ben kendisine yaptığı her hizmet için teşekkür ediyorum. Ama yapamadığı, yapılmasını istediğimiz şeyler içinde düşüncelerimizi, katkı sunmamızı, gerekirse eleştirmemizi de yapmak çok normal. Çünkü halk bana bir muhalefet görevi verdi. Muhalefet nedir, denetimdir. Bende bu denetimleri yapıyorum ve ilk defa da 17 aydan beri  sizinle konuşuyorum.   

BİZİM BAŞARILI BİR İLÇE YÖNETİMİZ VAR

Çünkü bunları konuşacak partim var, ilçe başkanımız var, belediye meclis üyelerimiz var. Ben bunları konuşunca herkes değil ama bazıları diyor ki partiyi o mu yönetiyor. Asla öyle bir şey yok. Benim böyle yapım olmadığını da bütün Silivri bilir. Herkesin görevi olduğunu bilincindeyim. 10 belediye başkanlığı yaptığım dönemde de partiye karışmadım, şimdi de karışmıyorum. Öyle bir beklentimde yoktur, partide öyle bir yapı da yoktur. Bizim partilerimiz de olmaz böyle bir şey, olması da mümkün değil. partimiz görevini yapıyor. Gayet başarılı bir ilçemiz var, ilçe yönetimimiz var. Meclisimiz üzerine düşen görevini yapıyor.

HER YİĞİDİN YOĞURT YİYİŞİ FARKLI, AMA…?

 Bizim burada yapmamız gereken şey, yapılmasını istediğimiz bizim dönemimiz de varolupta devam eden, belki Volkan beyin de vizyon olarak getireceği başka projeleri, başka vizyonları bir araya getirip, toplayıp bunu iktidarıyla muhalefetiyle, elbirliğiyle Silivri’yi İstanbul’un yanı başında üreten, geliştiren, bu toprakları koruyan, bu topraklardan zenginlik fışkırtacak kent çevresi tarım projesinin mutlaka ve mutlaka üstüne gitmek. Çünkü Pandemiden sonra anladık ki dünyada ve gelecekte bir kıtlık söz konusu. Resmen söylüyorum kıtlık söz konusu. Hatta gıda egemenliği sözü ilk defa çıktı Türkiye’de. Gıda egemenliği söz konusu. 2006’dan beri tohumuz yok. O yüzden biz Silivri’de kentsel ve mutlak tarımı hayata geçirip, kendi tohumumuzu üretmeliyiz.   Ve kentsel tarım alanı düzenlemesinin acilen yapılması lazım. Bunu ben Ekrem Başkanımızla da konuştum kendisine de bu yasa teklifini ilettim. Görüşmelerimiz çalışmalarımız devam ediyor, toplantılarımız da devam ediyor. Meclis üyelerimizin, Genel Başkanımızın, dönemin Tarım Bakanı Mehdi Eker’in, Binali beyim ve Cumhurbaşkanının dahi büyük ova ile bu üzerinde çalıştığımız Tarım Sit Alanı yasa teklifinden  bilgisi var.Tarım Sit kavramı Silivri’miz çok önemli.  Bu arada bazı söylentiler çıkıyor ben görev istemişim gibi. Ben asla görev istemedim.           

İZMİR’DE Kİ GÖREVİMİ DEVRETTİM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Görev isteme söylentileriyle ilgili konuya girdiğiniz için hemen sormak istiyorum; İzmir’deki göreviniz devam ediyor mu?

Özcan Işıklar: İzmir’deki görevimi devrettim. Başka bir arkadaşa devrettim. Ama şirketi biz kurduk. Şirketi hayata geçirdik. Şirketin projelendirmesi ve yapacağı vizyonu hepsini yaptık, Silivri’de İzmir’e getirdiğim iki arkadaşım da orada görevine devam ediyorlar. Genel Kurul yapıldı ve ben Genel Kurulda görevimi devrettim. Başka bir arkadaşı8mız devam ediyor. Çünkü ben bir buçuk sene gibi bir zaman öngörmüştüm orada. O süreyi de bitirip projemizi de verdik. Şirketi de ihya ettik. Şimdi proje orada devam ediyor. Benim için orda bu projeyi hayata geçirmek hatır içindi. Çünkü 10 yıllık bir arkadaşlığımız vardı, onun hatırından. Gel burada bu projeyi başlat deyince hatır için gidip projeyi hayata geçirdik. Çünkü benim orda gidip fiziken orada bulunma şartlarım çok zor. Burada ki işlerimden dolayı bunu yapamıyorum. Ama diyalogumuz hala devam ediyor.   

BEN KİMSEDEN ASLA GÖREV İSTEMEDİM

İstanbul’da da bir söz çıktı ben görev istiyormuşum. Ben asla görev istemedim, öyle bir talebim asla olmadı. Çünkü ona ihtiyacım yok. 10 sene görev yapmış bir belediye başkanıyım. Ben ancak gider bir danışmanlık varsa onu yaparım. Bilgimi, tecrübemi paylaşırım. İhtiyaç duyulursa giderim. Ama ben bir görev asla ve asla böyle bir talebim olmadı. Ekrem başkanımızla da 5 sene belediye başkanlığı, 5 sene ilçe başkanlığı döneminde beraber çalıştık. Benden burada Silivri’de tarım projesi geliştirmiş, Türkiye’ye mahal etmiş biri olarak bilgi edinmek istemesi, beraber bir proje yapmak istemesi kadar doğal bir şey olamaz. O benim kardeşim, o benim beraber görev yaptığım bir arkadaşım. Kendisinin böyle bir talebi oldu, görüştük ve bende bu konuda destek olacağımı söyledim. Ve bir görevde istememek şartıyla destek olacağımı söyledim. Diyorlar ya görev istemiş, tam tersi ben kendim görev istemedim.

TÜRAM’IN DAHA GELİŞMİŞ BİR ŞEKLİNİ BÜYÜKÇEKMECE’DE KURMA PROJESİ VAR

Ben bura da Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan ağabeyimi de  anmadan geçemeyeceğim. Büyükçekmece’de çok büyük bir proje başlattık. 90 dönüm bir alan. 200 dönümden fazla bir alanda da  TÜRAM’ın daha gelişmiş bir şeklini kurma projesini yapıyoruz. Büyükşehir olarak yapacaklar bunu. Büyükşehir yapacak, ama Büyükçekmece’de yapacak. Bana da çok yakın. Bende sık sık gidip Hasan ağabeyimizle, Ekrem başkanımızla görüşerek o projeye destek veriyorum. Gözde kardeşimiz orada ve o çalışmaları yapıyor. Bu çalışmayı da en kısa zamanda da hayata geçiririz inşallah.

SİLİVRİ İÇİN HANGİ PROJE DAHA FAYDALI OLUR DİYE ÇALIŞMALARIM VAR

Yani bu dönemde bu çalışmaları yapıyorum. Hiç ilgimi kesmedim. Okumaya devam ediyorum. Pandemi döneminden sonra Silivri’mizde yeni dönemde neler olabilir, hangi meslekler olabilir, hangi sektörler gelişebilir, hangi sektörlere burada yol açmamız lazım, neleri geliştirmemiz lazım konusunda da çalışmaya devam ediyorum. Hatta belki daha ileri de sizinle bir söyleşi daha yaparsan somut bir şekilde bunları paylaşabilirim. Çünkü çalışıyorum o konuda. Notlarım da var, yazdığım yazılarım da var, çalışmalarımız da var. Bu konuda ki raporlarımı Ekrem beye sundum,  orada da onlar çalışılıyor. Bu katkım devam ediyor.

SİLİVRİ’NİN YALAN SİYASETİ İÇİNDE ÇOK BİLGİLİ DEĞİLİM, GİRMEKTE İSTEMİYORUM

Ben belki Silivri’nin yalan siyasetinin içinde çok bilgili değilim, ama bundan sonra girmekte istemiyorum. Silivri’den vazgeçmiş değilim. Silivri benim doğup büyüdüğüm topraklar. 10 yıl buranın kaderini elinde tutmuş biri olarak burayı düşünmek, buraya proje üretmek, buranın geleceği konusunda kafa yormak benim bir görevim. Ben Silivri’den ve bu görevimden vazgeçemem. Ben bu saatten sonra ne yapacağım bu kadar tecrübe, bu kadar birikim elde etmişiz. Bunu ilçemde kullanacağım. İlla belediye başkanı olmam şart değil. bu benim insani olarak bir vazifem. Bura da doğmuş büyür bir insan olarak bu memlekete karşı duyduğum sorumluluk beni bundan vazgeçirtemez.  Kendinden başkası içinde yaşamayı bundan sonra kabul etmemiz lazım. Bu memlekete hizmet etmiş biri olarak bilgimle, tecrübemle ve üniversite öğrencisi gibi okuyarak, çalışarak ilçemize faydalı olacağız.

HER MUSİBETTE BİR HAYIR VARDIR

Her musibette bir hayır vardır derler ya. Her şerde bir hayır vardır derler ya, bu bir şer. Bu mikrop bir şer. Bu mikrop bir musibet.  Ama bize bir fırsatta veriyor. Yani Silivri’nin kıymeti daha iyi anlaşılacak. Bizim için toprak ta nimet, denizde nimet. İki nimette bizde var. Bundan sonra iki nimetten de nasıl faydalanabiliriz, hangi bilgiden, hangi projeden yararlanırız konusunda çalışmaya da devam ediyorum.

AK PARTİLİ BİRİNİ CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN BAŞINA KOYUP AL BENİM POLİTİKAMI YÜRÜT DEMEK KADAR ÇARPIK, YANLIŞ, HATALI BİR ŞEY OLAMAZ

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Biraz da genel siyasete gelmek istiyorum. Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Abdullah Gül’ün ve Ali Babacan’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına nasıl bakıyorsunuz?

Özcan Işıklar: Ben partimin son yaptığı açıklamada gerçekten çok üzüldüm, çok üzgünüm. Bu açıklama aslında partimin değil, orada ki birkaç kişin açıklaması bu. Her parti ne için var? Partiler neden farklılaşabilir? Bu çok normal. Zenginliktir aslında. Düşünce zenginliği. Bir parti kurulur o partinin bir başka iddiası olduğu için parti kuruyor. Aynı olsa zaten içinde duracak. Farklı bir iddiayı gündeme getiriyor. Farklı bir yol bize önermek istiyor. Buna da saygı duymak lazım. O zaman Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluşun ve kurtuluşun partisi, Cumhuriyet Halk Partisi köklü bir parti. AK Parti de genleri olarak bakarsanız o da çok eski bir gelenekten gelen bir parti. Bugün merkez sağ, Milliyetçi Hareket Partisi Alparslan Türkeş’ten bu yana gelen bir geleneği var. Ama Türkiye’de siyaset şekillenmedi, oturamıyor yerine. Otursa merkez sağ  , merkez sol gibi ama bu pandemi döneminde artık ideolojilerin, izimlerin hiçbir önemi kalmadı. Bunların hepsini bir kenara koyalım, bunlar bitti. Herkes kendisini bizi kendi odasına çağırıp ikna etmeye çağırıyor. Niye ben bir odaya gireyim. Niye ben birinin odasında olayım. Ben özgürlükçü, demokratik bir cumhuriyet hepimiz kapsayan, hepimiz içine alan, bizi heyecanlandıran bir söylem lazım. Hepimizin aynı anda tüm 82 milyonun aynı anda içini titreten, heyecanlandıran, ortaklaşmış söylemlere ve görüşlere ihtiyacımız var. Partiler bunları dile getirmekten mükelleftir. Şimdi sorunuza gelirsek, partiler ayrı görüşlerde farklılaştıkları için doğal olarak da onlar da kendilerini temsil edecek kişileri çıkarması lazım. E şimdi ben Cumhuriyet Halk Partisi olarak kendimi bir yere koymuşum, bir politikam var. E AK Partinin de politikası var. Şimdi ben AK Partideki birini alıp Cumhuriyet Halk Partisinin başına koyup al benim politikamı yürüt demem kadar çarpık, yanlış, hatalı bir şey olamaz.

HERKESİN KENDİ PARTİSİNDEN ADAY ÇIKMASI LAZIM

Herkes kendi görüşünü söylesin, öyle çıksınlar sahaya. Milletin verdiği oya göre ikinci turda bu dediğimiz birleşmeler gündeme gelebilir. Ama biz Cumhuriyet Halk Partisinin Adayı, Milliyetçi Hareket Partisinin Adayı, İYİ Partinin Adayı, AK Parti’nin Adayı, yani herkes kendi partisinden aday çıkması lazım. Doğru olanı bu. Birinci turda herkes oyunu alır, ikini turda işte orda uzlaşma zemini, uzlaşma kültürü bu sistemin içinde vardır. Zaten getirdikleri zaman da parlamenter sistem istiyoruz. Oraya geçiş istiyoruz. İYİ Parti de bunu istiyor, yeni kurulan Davutoğlu ve Babacan’ın Gelecek Partisi ile Deva Partisi de bunu söylüyor. Hatta Cumhurbaşkanımız da bu sistemin revize edilebileceğini söylüyor.

İNSANA SORARLAR BU SÖYLEDİKLERİNİ İÇERDEYKEN NİYE SÖYLEMEDİN KARDEŞİM DİYE

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Yeni kurulan iki partiyi samimi görüyor musunuz?   

Özcan Işıklar:  Ben samimi görmek istiyorum. Yani ben öyle düşünmek istiyorum. Ama kendileri ne kadar samimi bunu göreceğiz. Şu an henüz konuşmak için erken. Düşüncelerinde samimiyseler eğer toplum ona karşılığını verecek. Samimi görmek istiyorum. Bir düşünceleri varsa söylesinler. Ama kalkıp sorarlar insana derler bunu içerde niye söylemedin kardeşim zamanında. Söyledik ama dinlemediler, onun için parti kurdum diyebilirler. Oda bir seçenek, oda bir yöntem. Belki süreci tükettiğini, ben bütün bunlara rağmen burada olmadı diyerek ayrıldıklarını düşünüyorum. Ben samimi görmek, samimi düşünmek istiyorum. Ama her ne olursa olsun bir yeni fikir söylüyorlar. Bunların kendi adaylaşması lazım.

ABDULLAH GÜL’ÜN CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN ADAYI OLMASINI DOĞRU BULMUYORUM

Ben Abdullah Gül’ün Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı olmasını doğru bulmam. Neden doğru bulmam, işte bu sebepten dolayı doğru bulmam. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisinin dünya görüşü, yönetim biçimi, bir üretim biçimi, bir demokrasi tanımı tarifi, bir cumhuriyet tanımı ve tarifi yapıyor, öbürü başka bir tarif yapıyor. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı Abdullah Gül demek doğru değil. Cumhuriyet Halk Partisinde aday olacak bir sürü insan var. Her parti kendi dünya görüşünü yansıtacak adayıyla çıkmalı. 

MUHARREM İNCE’NİN HAREKETİNE BÖLÜNMÜŞ, AYRIŞMIŞ GİBİ BAKMAMAK LAZIM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Muharrem İnce bir hareket başlattı. Memleket Hareketi adı altında. Ve bu hareketi çok manidar bir tarihte başlatacağını açıkladı. 4 Eylül Sivas Kongresinin Kuruluş Yıldönümü. Böylesine önemli bir tarihte başlayacak olan Memleket Hareketin de Özcan Işıklar yer alacak mı, destek verecek mi, bu hareketin neresin de olacak?

Özcan Işıklar: Şimdi ben neden Cumhuriyet Halk Partili olduğumu, dünya görüşüm neden Cumhuriyet Halk Partiliyim söyleyeyim. Cumhuriyet Halk Partisinde olmamın sebebi şu; eleştirebiliyorum, yanlışı söyleyebiliyorum. Bizim partimiz de genel başkan dahil parti örgüt toplantıların da bir karar konusunda eleştirilebilir. Kimse dokunulmaz değildir. Düşüncelerimi söyleyebiliyoruz. Zaten düşünce zenginliği Cumhuriyet Halk Partisin de olduğunu düşündüğüm için ben buradayım. yoksa konuşamayacaksak, düşüncemizi söyleyemeyeceksek, hataları eksikleri söyleyemeyeceksek neden Cumhuriyet Halk Partisinde mücadele edeyim, 40 sene mi vereyim. Şimdi bu bizim partimizin bir yanı. Diğer partiler dışarıdan baktığında bunu bir karmaşa gibi görebilirler. Ama ben öyle görmüyorum. Bunu çok sağlıklı gelişmeye döndürebiliriz, bunu fırsata çevirebiliriz. Birisi çıkıp diyor ki parti içinde böyle olursa daha çok oy. E görünen anketlere bakarsak biz neden 18 senedir muhalefetteyiz? Neden iktidar değiliz? O zaman bizim daha fazla oya ihtiyacımız var. Daha çok toplumun kabulüne, daha çok toplumun rızasına ihtiyacımız var. Bu sonuç toplum rızasını alamadığımızı gösteriyor. Bunu karşılayamadığımız, yeterince bu karşılığı alamadığımız gösteriyor. O zaman bunun sebeplerini araştırmak, toplum rızasını üretmek, daha yüksek oy oranlarına çıkmak için bir takim eleştirilerin yapılmasını çok normal karşılıyorum. Bu Muharrem beyde olabilir, başka arkadaşlar da parti içinde Umut Oran olabilir, birçok arkadaşımız olabilir. Partinin değerleri bunları dile getirebilirler. Benim Muharrem beyle akraba olmuş olmam sonucu hiç değiştirmez. Haklı gördüğüm bir tarafı varsa kesinlikle desteklerim. Onu da eleştiririm. Oda eleştirilmez değil.  Ama bence Muharrem beyin yaptığı iş partinin daha güçlü olmasını, daha çok toplumdan rıza üretmesini, daha çok yayılmasını ve gerçek değerlerine dönmesi konusun da bir eleştiride bulunuyor, mücadelesini veriyor. Buna böyle bakmak lazım. Yani partinin için de bölücü gibi, ne bileyim ayrışmış gibi, böyle bir şey olursa eğer o zaman demokrasi ne anlama geliyor? Ben her şeyi kabul edip, bir hocanın ya da bir eski de ki tekkeler gibi her şeyi kabul edeni biat eden, ona kul köle olan padişahın kölesi değiliz ki biz. Biz kimsenin kulları, kölesi değiliz. Onlar da Osmanlı’da ki gibi padişah değil. Zaten 2 seneliğine geliyorlar.

BİZİM İKTİDAR OLMAMIZ İÇİN OYA İHTİYACIMIZ VAR

Bura da niyet çok önemli. Niyet partim daha yukarılara çıksın, partimiz iktidara çıksın. Partiler ne için kurulur, iktidar olmak için. E bizim iktidar olmamız lazım. Madem o iddiayla kurulduk. E iktidar olmak içinde oya ihtiyaç var. Toplumda bu rızayı nasıl üreteceğiz, nasıl alacağız, nasıl oyumuzu yükselteceğiz bu konuda kafa yorup eleştiride bulunmak bir sağlıklılık işareti. Bu olmazsa zaten sıkıntı.

BİR KAÇ HAREKET DAHA VAR

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Bu hareket partiye ivmemi kazandıracak?

Özcan ışıklar: ben kazandıracağını düşünüyorum. Çünkü bildiğim bunun gibi birkaç hareket daha var.  Kamuoyundan izliyoruz.  Birkaç hareket daha var başlatan. Bunlar da partiye bir ivme, bir düşünce zenginliği demektir partinin içerisinde. Bunlar güzel. Keşke bunlar yönetimlere yansısın, parti yönetimi de buradan gereken dersi, mesajı alırsalar böyle bir kabul olası söz konusu.   

BİDEN’A YANAŞACAK MUHALEFET YOK TÜRKİYE’DE

Bizim Cumhuriyet Halk Partisinin özellikle bu dönem, diğer partiler için de söylüyorum kaybedecek bir tane insan lüksü yok. Çünkü öyle zor bir dönemden geçiyoruz. Türkiye büyük bir kıskaç altında. İçerde ve dışarıda. Bunu görüyoruz. İktidarı eleştirirken haklı tarafını da söylememiz lazım. Mesela Biden’ın açıklaması. Bize yapılmış en büyük hakaret bu. Ne demekmiş muhalefeti destekleyecek. Kim ona yanaşacak. Böyle bir muhalefet yok Türkiye’de. Öyle bir şey olduğunda biz 82 milyon tek yürek oluruz. Bu millet kurtuluş mücadelesi vermiş, bütün dünyaya örnek olmuş bir Türkiye var. Biz öyle dayatmaları kabul etmememiz gerekir. Öyle dayatmaları kabul etmeyecek büyüklüğe sahibiz.

 BEN MUHARREM BEYİN HAREKETİNİN DE, DİĞER BAŞKA ÇABALARI DA BOŞA YAPILMIŞ BİR ÇABA OLARAK GÖRMÜYORUM

Hoşgörüyü içinde göstermeyen biri, demokrasiyi içinde yaşatmayan bir parti demokrasiyi topluma nasıl getirecek. Nasıl özgürlük getirecek. Bence CHP’de yapılanı böyle anlamak lazım. Ben Muharrem beyin hareketinin de, diğer başka çabaları da boşuna yapılmış bir çaba olarak görmüyorum. Bir hoşgörü ortamında partimizin bunları alıp bu değerleri içinde tutarak ve bunların düşüncelerini önemseyerek, yönetimine de yansıtarak partimizin başarı için çalıştıklarına, samimiyetine inanacağız. İnanmak lazım, ben inanıyorum. Muharrem bey benim yakınım olduğu için demiyorum. Muharrem beyin yaptığı eleştiride hata varsa onu da ifade ederiz. Ama Muharrem beyin bu düşüncesi ne, sadece Muharrem bey değil,  Umut Oran var, başka birçok değerli insan var, onların düşüncelerini de dinlemek lazım. Parti içi iktidarlıktan bahsediyorum. Onların da düşüncelerini dinlemek lazım. E biz bunları nerede konuşacağız? Parti de konuşacağız, kurultayda konuşacağız, partinin örgüt yapılarına konuşacağız. Bakıyoruz bir sıkışma var, bir daralma var.

HDP TÜRKİYENİN GERÇEĞİ

CHP şu anda toplumun nefes borusu haline geldi. Çünkü ir ittifak var. O ittifakı toparlamak söz konusu. Açık ve net olması lazım. Yok HDP ile işbirliği yaptı mı, yapmadı mı? Ya HDP Kim diğerleri kim? Bu toplumun Türkiye Büyük Millet Meclisinde gurubu olan bir parti. Sonuçta MHP’de gurubu olan bir parti. Bu parti Türkiye’nin bir gerçeği. Dışarıda kimseyi bırakmadan, kimse kendini dışlanmış hmeyeceği özgürlükçü, demokratik, bir cumhuriyet yapı kurmaya ihtiyacımız var. Cumhuriyet Halk Partisi de bunun çekicisi olmak için uğraşıyorsa bunda ne yanlış var?

TEK YÜREK OLURSAK NE BİDEN, NE AMERİKA, NEDE AVRUPA BİZE LAF EDEMEZ

Bizim hedefimiz var. Nedir bizim hedefimiz? Ayrışmış, zıtlaşmış, kamplaşmış, siyasetin neredeyse birbirine düşman ettiği kesimlerin yumuşatmak. İşte pandemi dönemi bize bunu daha net öğretti. Biz hep birlikte varız. Hep birlikte üretmemiz lazım. Dışarıda i Amerika’ya karşı veya dış dünyaya karşı nasıl mesaj verebiliriz? Tek yürek olduğumuz da onlar bize bu lafları edemezler. Ekonomimiz güçlü olsa, kişi başı gelirimiz 8500 dolar değil de 28500 dolar yapabilirsek ne Biden konuşabilir, ne Amerika konuşabilir, nede Avrupa. Bakın sınırları kapattılar, almıyorlar. Vizeyi de kabul etmiyorlar.

İKTİDAR SORUNU VAR DİYENLERE, MUHALEFET SORUNUNU DA GÜNDEME GETİRMEK LAZIM

Ben hep söylerim bir kuşun uçması için iki kanata ihtiyacı var. tek kanatla olmaz.  O zaman CHP’de güçlü olsun, güçlü bir muhalefet olsun. Bugün Türkiye’de iktidar sorunu diyenlere muhalefet sorununu da gündeme getirmek lazım. Akılcı bir muhalefet, planlayıcı bir muhalefet bize huzur verir, güven verir. A bu giderse yanına başkası var kardeşim. Bu bir kasko sigorta demek. Toplumun kaskosu nedir, iktidar başarısız olursa yerine alternatifi var demektir. O bize, topluma bir güven verir, huzur verir. Hepimize ya biz seçeneksiz değiliz duygusunu verir.

MUHARREM BEYİN DÜŞÜNCELERİNE KATILIYORUM

Güçlü bir muhalefet olsun. Muharrem bey de bunun için uğraşıyor. Ben onun düşüncelerine katılıyorum. Başka değerli insanlarımız var, onların düşüncelerine de katılıyorum. Partimiz bunları değerlendirecektir. Bunları sindirmesini bilir CHP. Sindirmek zorunda, kabullenmek zorunda. Ve bunlardan ders çıkarıp daha da büyümek zorunda.Onun için  Muharrem beyin çıkışı ve söylemi bu yolda. Çünkü kendisini  ispat etti bu konuda. Çıktı kendisi 30.6 oy aldı. E şimdi 30.6 oy almış, bunu niye 50’ye taşımayalım.

MUHARREM BEYİN ORTAYA KOYACAĞI MANİFESTOYA BAĞLI

Fatma Sarıbıyık Yıldırım; Olası bir Cumhurbaşkanlığı seçiminde Muharrem bey daha önce aldığı 30’luk 31’lik oyu tekrar aday olduğu takdirde kaça taşır?

Özcan Işıklar: Bunu söylemek için şunu görmek lazım; Muharrem bey bir manifesto kayacak ortaya. Ben şu anda toplunda şunu görüyorum. Bir Tayyip Erdoğan fobisi oluşmuş toplumda. Şimdi biz kalkıp bütün gün bunu yanlış yapıyorsun, burası yanlış, burası eksik, burası işte senin kusurun var demek yerine, hiç onu ağzına bile almadan yapacaklarımız anlatmaya odaklanmalıyız. Toplumun sorunu bu. Şu anda yanıp yakınıyoruz. Biz ona çözüm üretmeliyiz. Topluma söylersek bu çözümü, bize güvenirse verir oyu. Güvensizliğin altında, güvensizlik derken şu anda aldığımız oranın yansıması bu. Demek ki daha çok çalışmamız lazım. Topluma seçenekler ve çözümler sunarsak o zaman olur. Bülent Ecevit’in 1978’ de toprak işleyenin, su kullananın, içte huzur dışta onur dediğinde 42 oy aldığını da biliyoruz bu memlekette. Demek ki oluyor. O zaman biz sadece bir kişiyi eleştirmek yerine, bunlar hatalı, bu kusurlu, bu yanlış, e peki doğrusu ne sen söyle. Doğrusunu da sen söyle o zaman. Ama bütün günde kusur göstermek olmaz.  Ya hayır söyle ya sus yani.  Türkiye’nin durumu bu noktaya geldi maalesef.

EVET ANKET VAR

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Muharrem İnce’nin Memleket Hareketi açıklamasından sonra herhangi bir anket yapılmış mıdır? Sizin bildiğiniz bir anket var mı? 

Özcan Işıklar: Bildiğim kadarıyla var. Oda ölçmek istiyor, oda ölçüyor. Ama şimdi şöyle bir çalışma yaptığını biliyorum. Bir manifesto, toplumun önüne bir çıkış belgesi 4 Eylül’de onu koyacak. O yayıldıktan sonra anketleşmek lazım. Yani partiye ne kadar katkı sağlarım, ne kadar bu görüş heyecan getirecek. Ben bunun bir heyecan getireceğini, partinin dinamiklerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayacağını ve Cumhuriyet Halk Partisini kuruluşun ve kurtuluşun partisi olarak özgürlükçü bir cumhuriyete taşımak istediğini biliyorum. Buna çok ihtiyacımız var.   

ELİMDEN GELEN KATKIKIYI, DESTEĞİ TABİKİ YAPARIM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Peki siz bu hareketin içinde yer alacak mısınız?

Özcan Işıklar: Ben partimdeyim. Ama imkânlarım el verdiği sürece elimden gelen her türlü katkıyı bu sürece yapmak isterim. Böyle bir katkıyı teklifsiz vermek istiyorum biz bir aileyiz. Benim ona, onun bana bir şey söylemesine gerek yok. Ben durumdan vazife çıkarabilirim, kendim katkı yapabilirim, desteklerim inandığım için. İnanıyorsam desteklerim ki inanıyorum. Bunu da partime faydası olacağı için yapıyorum. Olabildiğince katılmam gereken yerler varsa katılırım. Bide biz aileyi ve önde görünen kişi o. Artık onun durumu önemli, bizim ki değil. Bizim öyle bir iddiamız yok. Haddimiz de bilmemiz lazım. Muharrem bey Cumhurbaşkanı adayı olmuş, 30 küsur oy almış biri varken ben onu tartıştıracak konulardan uzak durmak isterim. Ailevi konuların gündeme gelmesinden çok mutsuz oluruz. Bunu kesinlikle çok yanlış buluyorum zaten. Benim öyle çok ön planda olmak gibi bir derdim de yok, talebim de yok. Onun başarısı demek partimizin başarısı demek. Onun başarısı demek Türkiye’ye yapacağı katkı demek. E onun başarısına ufakta katkımız oluyorsa, emeğimizde oluyorsa, elimden gelen bir şey olursa da tabi ki yaparım.

HEPSİNİN YOLU CUMHURİYET HALK PARTİSİNİN KURULUŞ DEĞERLERİNE ÇIKAR

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: CHP İzmir Milletvekili  Mehmet Ali Çebi öncülüğünde de iki milletvekili arkadaşıyla birlikte 29 Ekim Gücü adı altında bir hareket başlatıldı. Hatta onlar Anıtkabir’e de çelenk sundular. Şimdi bu hareketle Muharrem İnce’nin yolu kesişir mi?   

Özcan Işıklar: Aslında bütün yollar Cumhuriyet Halk Partisinin kuruluş değerlerine çıkar. Özgürlükçü demokrasi, özgürlükçü cumhuriyet. Özgür, refah, mutlu, üreten, kendi gücüne dönen bir tarım ülkesi. 7 bin yıl önce saban Türkiye’de Urfa’da bulunmuş. 7 bin yıl. Şimdi biz Yunanistan’dan buğday alıyoruz. Üç buçuk tarafı Van Gölüyle beraber denizlerle çevrili bir ülkemiz var. Pınarın yanında susuzluktan ölmek  gibi bir şey. Bütün dünyanın gözü bizde. Neden? Çünkü böyle bir gücün üstünde oturuyoruz.  Ama maalesef bu gücün farkında değiliz biz kendi gücümüzün.

TÜRKİYE KOSKOCA BİR ASLAN

İsrail’li bir diplomat Türk diplomada demiş ki, siz kendinizi kedi sanan aslan gibisiniz Türkiye için. Çok kötü bir benzetme yapmış. Aslın da bir aslanız. Bunu  ne zaman fark ettik, gidiyor su içmeye ve bir bakıyor aslanız. Kendinin o zaman Aslan olduğunu fark etmiş. Türkiye bir suya bakması lazım, bir aynaya bakması lazım. Türkiye yeleleri olan koskoca bir aslan. Türkiye 4500-5000 senelik medeniyetin üstünde oturan güçlü bir devlet. Ama bugün geldiğimiz nokta da bu gücümüzü yeterince gösterecek durumda dediğiz. Bunun içinde herkes bir şey yaparsa, katkı sunarsa biz onun yanında oluruz. Cumhuriyet Halk Partisinin içinde buma çaba gösteren, katkı sunan herkese saygı göstermek lazım. Biz bir aslanız. Hiç öyle bizi kedi filan sananlara da dersini veririz. Vermemizde lazım. Çünkü o güce sahibiz.

HEPSİNİN YOLU MUTLAKA KESİŞECEKTİR

Birbirine karşıtlık üreten siyaset yapısından çıkıp dostluk üreten, barış üreten bir siyasete dönüştürmek için elimizden gelen bir şey varsa da biz bunu yapmamız lazım. Cumhuriyet Halk Partisinin huzuru bozulsun, Türkiye daha kötü olsun diye öyle bir yola çıkılmıyor ki. Öyle bir şey olması mümkün mü? Bu insanlar toplumun önünde ki insanlar. Mehmet Ali bey’de, Umut Oran’da, Muharrem bey de, hepsi partiye ne katkı sunacaklarsa, partinin başarısı için çalışıyorlarsa biz buna destek olmamız lazım.  Hepsinin yolları kesişecektir, mutlaka kesişecektir.

ÖYLE BİR ŞEY OLMASINI ASLA ARZU ETMİYORUM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Siz dediniz ki, bütün yollar kesişir. Bütün çaba Cumhuriyet Halk Partisinin ivme kazanması için. Ama şu anki Genel Başkanınız Kemal beyin bu hareketlerle ilgili çok hoş söylemleri olmadı. Hareket başlatan liderlere bir ihraç söz konusu olabilir mi? Olursa partileşmeye gidilir mi?

Özcan Işıklar: Valla ben olacağını düşünmüyorum. Öyle bir şey olacağının ihtimalini vermiyorum. Öyle bir şey olmasını da arzu etmiyorum açıkçası. Mazisi geniş, 90 yıllık Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir şey yapacağına ihtimal vermiyorum. Kendini yenileyeceğini düşünüyorum. Top yere vurmadan zıplamazmış. Biz Anadolu da islamı yaşatmışız reforme etmişiz, İslamı balkanlara kadar taşımışız, çok büyük bir geleneğin mirasçısıyız. Bir kere bizim güçlü olmamız lazım. Güçlü olmamız için de özgür olmamız lazım. Özgür olmamız için de bağımsız olmamız lazım.

KİM DÜŞÜNÜYORSA ONU KASDETMİŞTİR!

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Muharrem İnce basın toplantısın da çok can alıcı bir cümle kullandı. Dedi k; benim hareketimin içinde Atatürk düşmanları yer almayacak. CHP’nin içinde Atatürk düşmanı mı var?

Özcan Işıklar: Aslında bu soruları onun kendisine sorman lazım. Ama bu soruları senin adına ben onun kendisine sorarım. Ben onun adına konuşmak istemem. Olmasın istiyor. Yani benim anladığım öyle. Şimdi ben o konu da yorum yapamam. Ben şöyle alıyorum onu, öyle bir şeye meydan vermeyelim diyor. Bu memleketin Atatürk düşmanlarına yeri yok. Memleketin hiçbir tarafında yeri yok. Onların önlemini alalım istiyor. Türkiye’ye bir tuzak oynandığı kesin. Adam okyanus ötesinde darbe yapıyor. FETÖ denen hain. İşte Biden denen hain. Burada yanı başımız da terör yaratıyorlar. Bunların hepsi bize tuzaklar kurmalar peşindeler. Biz bunlara karşı Atatürk’ün dediği gibi kalelerin işgal edilmiş olabilir, çaresiz kalmış olabilirsiniz, sizi kurtaracak tek güç damarlarınız da ki asil kanda mevcut. Asil kandan bahsediyor, onu da millet olarak söylüyor. Bir ırkçı söylem değil. Bu bizim asil kanımız da 4 bin 5 bin yıllık medeniyetin getirdiği kanda mevcut. Bu ruhu diriltelim yeter. Atatürk düşmanlığıyla ilgili kastettiği şey o. Kim düşünüyorsa bunu onu kastetmiştir.

ONUN KİM OLDUĞUNU KAMUOYU BİLİYOR!

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Muharrem ince yine basın toplantısında dedi ki; sen ilk önce elinde ki Sivas ve Maraş’ın kanını temizle. Sivas ve Maraş’ın kanını temizle dediği siyasetçi kim olabilir başkanım? Muharrem bey Kimi kastediyor?

Özcan Işıklar: şimdi bu sorulara benim yorum yapmam, cevap vermem çok doğru değil. Bu Muharrem beyin söylemi. Onu kamuoyu biliyor aslında.

SİLİVRİ’YDE ADAY OLMAYI DEĞİL,  PARLEMENTO DA TEMSİL ETEYİ İSTERİM

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Emekliyim dedin. Ama aklım fikrim Silivri’de dedin. Onun için çalışıyorum, onun için okuyorum, onun için proje geliştiriyorum, gerek Büyükşehir Belediye Başkanıyla Silivri için görüşüyorum, öğrenci gibi ders çalışıyorum, Silivri’nin yolu nasıl açılabilir, nasıl katkı sunabilirim diye düşünüyorum dedin. Peki 2024’te Özcan Işıklar aday olur mu? Ve Silivri’yle ilgili yarım kalan tamamlamak istediğiniz bir hikâyeniz var mı?

Özcan Işıklar: Şöyle söyleyeyim, Demirel’in bir lafı vardır; ölmeden toprağa girmeden öldüm demeyeceksin. Denmez. Şimdi aday olurum yada olmam şeklinde çalışmakta yanlış. İkisi de yanlış. Olamam demekte yanlış, olurum demekte yanlış. Siyaset bu, 24 saatte ne olacağını hiç birimiz bilmiyoruz. Ama bir ilkelerimiz olması lazım. Ve bir ilkem şu; benim burada ki başlattığım projeyi tüm Türkiye’ye yaymak. Ben Silivri’ye bir vizyon katmak istedim, bir hikaye koymak istedim. Şimdi Silivri denilince akla tarım geliyorsa bu benim kazanımımdır.  Böyle bir şey yaptıktan sonra kader sizi nereye koyacağı belli değil. Ama bana sorarsan ben Silivri’de10 sene görev yaptım. Allah herkese bu fırsatı tanımayı nasip etsin. Ama elinde ki küçük şeyleri bırakmaya razı olmazsan, daha büyüğüne gidemezsin. Ben Allah nasip kısmet ederse eğer parlamenter sisteme dönme kararı olan parlamentoda olmak isterim. Benim gönlümden geçen bu. Bu da olursa, olmazsa da canım sağ olsun. Ben parlamentoda Silivri’ye, Silivri’nin çevresine, Trakya’ya parlamentoda çözüm getireyim istiyorum.

BEN 10 SENE BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPTIM, ŞİMDİ BAŞKA ARKADAŞLAR DÜŞÜNSÜN

İlle belediye başkanı olmak gibi bir düşüncem yok. Ben yaptım 10 sene. Başka arkadaşlarımız düşünsün. Onlara da yol açılsın. Onlarda projelerini, hayallerini koysunlar ve bende onlara destek olayım. Benim düşüncem bu.  Parlamenter isteme geçmiş bir parlamentoda Milletvekili olursan bu bölgeye çok faydalı olacağımı düşünüyorum.  Yarım kalan hikâyem de tarım projelerimizi tüm Türkiye’ye yaymaktır.  Kapanan kapının arkasında beklenmez. Özcan ne olur derdinde değilim, Özcan nasıl faydalı olabilir derdindeyim. Benim niyetim de çalışmam da bu yönde. Silivri’de ve bölgede bu kadar sorunu iyi bilen biri olarak ben parlamentoda faydalı olacağımı düşünüyorum. Bunu düşünmek, parlamentoda yer almayı istemek benim en doğal hakkım. Olursa faydalı olurum, ama olmasa da küsmek yok yine çalışmaya devam ederim.

 

TEK KELİME, TEK CEVAP

Fatma sarıbıyık: Türkiye?  

Özcan Işıklar: Özgürlükçü demokratik bir Cumhuriyet.

Fatma SARIBIYIK Yıldırım: İstanbul?

Özcan Işıklar: Tarım ve Gıdanın Silikon Vadisi.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Silivri?

Özcan Işıklar: Tarım ve Gıdanın Merkezi.  

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Aile?

Özcan Işıklar: Her şeyimiz, var olma sebebimiz.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: CHP?

Özcan Işıklar: Yaşam biçimim.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Fenerbahçe?

Özcan Işıklar: Üniversiteden dolayı biraz üzgün.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Mübadele?

Özcan Işıklar: Atatürk…

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Baba?

Özcan Işıklar: Yaşam sebebimiz.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Anne?

Özcan Işıklar: Var olma ve yaşama sebebimiz.

Fatma Sarıbıyık Yıldırım: Fatih Mahallesi?               

Özcan Işıklar: Çocukluğum, gençliğim.

Fatma  Sarıbıyık Yıldırım: Peki Fatma Sarıbıyık Yıldırım?

Özcan Işıklar: Fatma’yı ilk Belediye Başkan Yardımcılığı döneminde tanıdım. Neredeyse 20 yıl oldu. Silivri’de hayata tutunmuş, Silivri için bir şeyler yapma gayretinde. Şimdi de benimle oturup ilk bu röportajı o yapabiliyorsa Fatma Sarıbıyık Yıldırım iyi ki var.  Fatma’lar çoğalsın, bizim özgür sesimiz olsun. Hepimizin derdimizi anlatacağımız bir nefes borusu Fatma.

 

Kaynak: Editör: Fatma Sarıbıyık Yıldırım
Etiketler: IŞIKLAR:, HER, ŞEY, SİLİVRİ, VE, TÜRKİYE, İÇİN,
Yorumlar
Haber Yazılımı